Content area
Abstract
Realizm, uluslararası ilişkilerde devleti baş aktör kabul eden ve güç kavramını esas alan bir anlayıştır. Realist anlayışa göre, ulusal güvenlik yüksek politika konusu iken, çevre düşük politika konusu olarak nitelendirilmektedir. Günümüzde ise teknolojik gelişmelere paralel olarak karşılıklı bağımlılığın da artmasıyla ulusal sınırlar geçirgen duruma gelmiştir. Askeri olmayan konuların da dünya barışını tehdit ederek sürdürülebilir kalkınmanın önüne engeller çıkardığının fark edilmesiyle, çevre gibi devletlerin birinci önceliğinde olmayan konular da önemli hale gelmiştir. Çevre sorunları küreselleşmiş ve artık devletlerin kendi sınırları içerisinde çözebilecekleri bir sorunun ötesine geçerek çevresel güvenlik önem kazanmıştır.
Çevresel güvenliği tehdit eden kavramlardan birisi de silahlanma ve silah ticaretidir. Kitle imha silahlarının (nükleer, kimyasal, biyolojik) ve konvansiyonel silahların kullanılması, depolanması, taşınımının insan ve ekolojik denge üzerinde çok ciddi sonuçlar doğuracağı açıktır. Çalışmada incelendiği gibi devletler savunma harcamalarına yüksek oranda yatırım yaparlarken çevreye çok az pay ayrılması da sorunun çözümü için engel teşkil etmektedir. Ancak, devletler savunmaya bu kadar önem vermeye ve yüksek harcamalar yapmaya devam ettikleri sürece realist anlayış en etkili anlayış olarak kalacaktır.





