Content area
Bugün, hızla büyüyen ve giderek daha karmaşık hale gelen veri merkezleri, modern işletmelerin ve teknolojik altyapıların merkezinde yer almaktadır. Bu büyüme ve karmaşıklık, sistemlerin yönetimi ve operasyonel verimliliklerinin sağlanması için yeni zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda, veri merkezlerinde yer alan sistemlerin sürekli izlenmesi, performanslarının takip edilmesi ve üretilen büyük miktardaki verinin anlamlandırılması kritik bir gereklilik haline gelmiştir. Geleneksel izleme yaklaşımları, belirli sınırlamaları beraberinde getirirken, bu yöntemler, büyük veri hacimleri ve karmaşık altyapılar karşısında yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle, izleme süreçlerinde yenilikçi teknolojiler kullanılarak daha akıllı ve etkin çözümler geliştirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Makine öğrenmesi tabanlı izleme sistemleri, geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı ve doğru bir şekilde verileri analiz edebilmekte, öngörüsel analizler yaparak potansiyel sorunları henüz ortaya çıkmadan tespit edebilmektedir. Bu sistemler, otomasyon sayesinde insan müdahalesine olan gereksinimi azaltarak operasyonel maliyetleri düşürmekte ve insan hatalarından kaynaklanan riskleri minimize etmektedir. Bu da proaktif bakım ve müdahale imkânlarını artırarak sistemlerin sürekliliğini ve performansını en üst düzeye çıkarmaktadır. Erişilebilirlik ve kontrol süreçlerinin kolaylaştırılması, yönetimsel yükü azaltırken, izleme sistemlerinin daha kapsamlı ve derinlemesine analiz yeteneklerine sahip olması, karar alma süreçlerinde büyük katkılar sağlamaktadır. Sonuç olarak, veri merkezlerinin izlenmesinde daha analiz odaklı bir yapı oluşturulması, sadece mevcut sistem performansının iyileştirilmesini değil, aynı zamanda gelecek stratejilerinin planlanmasında da önemli bir rol oynamaktadır.
Bu çalışma da Zabbix açık kaynak izleme aracı ve makine öğrenmesi kullanılarak sistemler tasarlanmış ve uygulanmıştır. Her iki izleme yöntemine ait veri toplama yapıları oluşturulmuş, bir sunucu üzerinde Zabbix agent yöntemi ile CPU, memory, disk ve I/O trafiğinin izlenmesi sağlanmıştır. Bu veriler üzerinde hem geleneksel izleme hem de makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak analizler sağlanmış geçmişe ve geleceğe yönelik tahminlemelerde bulunulmuştur. Bu çıktılar sonucunda yansıyan alarmlar ve tutulan verilere göre grafiksel olarak karşılaştırılmış her iki sistemin de avantajları ve dezavantajları ölçümlenmiştir. Geleneksel izlemede sabit formüller yer alırken ve eşik değerler ile sistem izlenirken; makine öğrenmesi ile izleme de geleceğe yönelik tahminleme, baseline oluşturma, doluluk tahminleri gibi analiz edilen, verilerin belirli filtre ve işlemlerden geçirilmesi ile modellemeler yapılmakta ve bu çıktılar sistemin efektif ve proaktif olarak izlenmesine imkân sunmaktadır. Geleneksel bir CPU kullanım alarmı gelirken, geçmişe yönelik baseline değerlendirmeleri ile alarmın yansımadığı olağan olduğu testlerde görülmüştür. Ayrıca geleneksel izleme sistemlerinde genellikle bir eşik değerin aşılması değerlendirilirken makine öğrenmesi ile izlemelerde düşüşlerinde false-positive alarmlar oluşmadan değerlendirilebilmesine imkan vermektedir. Bu da sistemlerde anlık dalgalanmaları sadece yukarı yönlü değil aşağı yönlüde takip edebilmeyi ve nokta atışı sorunları tespit edebilmeyi sağlamaktadır. Bunun yanı sıra özellikle disk doluluk ve aşım tespitlerinde tahminlemelerin yapılnması ve disk, storage gibi yapıların ne zaman dolabileceğinin izlenmesi de kritik öneme sahiptir. Bu bilgi sadece bir alarm olarak kalmamakta ve operasyon planlamalarına destek sağlamakta ve olası kesintilerin önüne geçilmesine imkân tanımaktadır. Veri merkezlerindeki adam-gün işlerininde planlanmasına destek olmaktadır. Çalışma da çıktılar değerlendirildiğinde reaktif yakaşımlar yerine proaktif yaklaşımların ne gibi faydalar sağlayacağı tasarlamış olduğumuz sistem üzerinde analiz edilerek ve izlemeleri sağlanarak örneklendirilmiş ve detayları incelenmiştir. Geleceğe bakış olarak makine öğrenmesi sistemlerininde tepesinde bulunan yapay zeka sistemlerininde ne kadar önemli olduğu literatür araştırmalarında görülmüştür. Yeni nesil ve ilerleyen zamanlarda reaktif yapıların yerini makine öğrenmesi ve bir sonraki adımda ise yapay zekanın alabileceği bu çalışma da gözlemlenmiştir.