Content area
Abstract
Sosyal gelişmenin belli bir aşamasından sonra ortaya çıkan "merkez bankacılığı" kavramı, bankacılık literatüründe nisbeten yeni bir deyimdir. Kağıt para kullanımının yaygınlaşması, yüzde yüz altın karşılık uygulamasının kalkması ve para sistemlerinin banknota dayanmaya başlaması ile birlikte merkez bankacılığı fikride gelişmiş ve uygulaması iktisadi bir zorunluluk haline gelmiştir. Dolaşımda bulunan para miktarının ekonominin ihtiyaçlarına göre ayarlanması gereği ile birden fazla ticaret bankasının rastgele banknot çıkarmasının doğurduğu sakıncalar, banknot ihracının tek bir banka tarafından düzenlenmesi zorunluluğunu doğurmuştur.
Banknot ihracı imtiyazının tek bankaya tanınması, parada yeknesaklığı sağlamış ve para-kredi işlerinin devletin politikasına uygun bir şekilde, iktisadi hayatın akışına göre düzenlenmesini kolaylaştırmıştır.
Çağımızda merkez bankaları, hükümetin para ve kredi politikasını yürüten, devletin hazinedarlığını yapan, hükümetin ekonomik ve mali alanlarda danışmanlığını üstlenen kuruluşlar konumuna gelmişlerdir. Bu nedenledir ki, günümüzde, her ülkenin bir merkez bankası vardır. Bu bankalar, genel ekonomi politikasının bir parçası olan para politikasını yürütmekle görevlidirler. Merkez bankaları, para politikalarını üstlendikleri işlevler vasıtasıyla yürütmekte ve ülke ekonomisi üzerinde etkili olabilmektedirler. Dolayısıyla üstlenilen işlevlerin etkili bir şekilde yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Banknot ihracı işlevi, temel merkez bankacılığı işlevleri arasında ilk sırayı almaktadır. Ülke düzeyinde tedavülde bulunan banknotlar, paranın tüm işlevlerini yerine getirebilmelidir. Bunun için ise, milli paranın iç ve dış istikrarının sağlanması ve ülke ekonomisinin ihtayaçlarını karşılayacak düzeyde banknot ihraç edilmesi gerekmektedir. Bu durum, merkez bankalarının bir takım etkili para politikası araçlarına sahip olmalarını zorunlu kılmaktadır. Başvurulacak araçlardan istenilen sonuçların elde edilebilmesi için herşeyden önce mali sistemin güvenilir ve etkin bir şekilde işleyişinin sağlanması gerekmektedir. Çünkü, merkez bankaları üstlendikleri işlevleri yerine getirirlerken kullandıkları para politikası araçları ile mali sistemi ve dolayısıyla ekonomiyi etkilemektedirler,
Ülkemizde, merkez bankacılığı geç gelişmiştir. Bu durumun nedeni, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kredi örgütlenmelerinin az olması ve bunların gayri-müslim azınlığın elinde oluşuydu. 1863 yılında kendisine banknot ihracı imtiyazı verilen Osmanlı Bankası, esas olarak bir merkez bankasından beklenen, ekonominin İikiditesini ve kredi hacmini düzenleme gibi işlevleri hiçbir zaman yerine getirmemiştir. Banka, reeskont ve kanuni karşılık oranının saptanması gibi para politikası araçlarını kullanamamış; bu tür yetkilerede zaten sahip olmamıştır. Hükümetin hazinedarlığı ve mali ajanlığı görevini bir ölçüde yerine getirmiş olmakla beraber, çoğu kez devletin kısa vadeli borçlanma taleplerine olumlu karşılık verilmemiş, devletin ihtiyaçlarından çok bankanın karlılığı prensibini ön planda tutulmuştur. Bu özellikleri nedeniyle Osmanlı Bankası, bir devlet bankasının işlevlerini kısmen yerine getirirken, esas itibariyle bir ticaret bankası olarak faaliyet göstermiştir.
Gerçek anlamda bir merkez bankasının kurulması Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Yabancı sermaye ile kurulan Osmanlı Bankası, Birinci Dünya Savaşında avrupa Ülkelerinde merkez bankalarının hükümetlere sağladıkları kolaylıkları Osmanlı Hükümeti'nden esirgemiştir. Savaş sonrasında para arzı yönetiminin yabancı sermaye ile kurulmuş bir bankaya bırakılması konusunda ciddi endişeler ortaya çıkmıştır. Nitekim, esas itibariyle imtiyazlı yabancı şirketlere karşı olan Cumhuriyet Hükümeti, 30 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nı kurarak ülkeyi milli bir kredi kurumuna kavuşturmuştur. 1970'de 1211 sayılı Kanım ile yeni bir statüye kavuşturulan bu Banka, ülkemizde para ve kredi işlerini ekonominin ihtiyacına ve devletin izlediği iktisadi politikaya göre ayarlamakla görevlendirilmiştir. Sözkonusu Kanun ile, T.C.Merkez Bankası'nın yapısı ve işlevleri geliştirilmeye çalışılmış;1980 sonrası düzenlemeler bu süreci devam ettirmiştir.
Banka, para ve kredi işlerini yürütürken, yukarıda belirtilen genel amaca uyumlu olarak bir takım para politikası araçları kullanmaktadır.





