Öz: Uygarlik tarihinin dönüm noktasinda, yazinin icadi ile birlikte devletin ayrilmaz bir parçasi olarak egitim sisteminin de ortaya çiktigi anlasilmaktadir. Mezopotamya ve Misir gibi Tunç Çaginin en önemli uygarliklarinin iki bin yil içerisinde egitim kurumlarinin gelisme gösterdigi arkeolojik verilerle de ispatlanmistir. Yunan Uygarliginin kültürel, sanatsal ve toplumsal açidan gelisiminde baslangicindan itibaren iliski içerisinde oldugu Dogu kültürlerinin etkisi oldugu alfabesinin yaninda egitim sistemi ve kurumlarinin da model aldigi anlasilmaktadir. Yunan egitim sisteminin temeli Dogu kültürlerine dayansa da uygulamada kendine özgü biçimlendirmesi etkileri günümüze kadar gelen egitim sisteminin kurulmasini saglamistir. Bu nedenle çalismamizda Yunan egitim sisteminin baslangicindan Hellenistik Dönem'e kadar olan süreçteki gelismeleri, egitimin amaci, biçimi ve egitim kurumlari degerlendirilmistir.
Anahtar Kelimeler: Sümer, Babil, Edubba, Antik Yunan, Egitim, Paideia, Akademia, Homeros, Platon, Aristoteles
The Emergence of Education System and the Fundamentals of Ancient Greek Education System
Abstract: The education system had been started as an integral part of the state in the same period with was discovered of the writting in the beginning of civilizations. It has been proved by archaeological evidences which the educational system of the most important civilizations of the Bronze Age just like Ancient Mesopotamia and Egypt had been seem developing for two thousand years. The Greek civilization had been modeled the educational system and institutes as well as cultures and alphabets of the Ancient Eastern Civilizations. Although the foundation of the Greek educational systam on Eastern Cultures, in practise it was based upon effects of making their own training system and this system has effected the training system up to date. Therefore, in this article, the Greek education system is evaluated by the developments, the purpose of edcation, the format in the process until the beginnig of the Hellenistic Period that specified under the titles including educational institutions.
Key Words: Sumer Education, Babylon Education, Edubba, Ancient Greek Education, Paideia, Academia, Homer, Platon, Aristo
GIRIS
Egitim tarihi bugüne kadar birçok boyutuyla ele alinmistir. Bu çalismada bugüne kadar yapilan çalismalardan farkli olarak Yunan egitim sisteminin çok daha eski dönemlerde ortaya çikmis egitim sistemlerini kendi kültürüne uyarlamasi ve baslangicindan itibaren Homeros ve Hesiodos'un kitaplari temel alinarak yaratilmak istenen Yunan toplumunun sekillenmesine yönelik egitim içeriginin ortaya çikisi ele alinacaktir. Bu çalismayla antik Yunan uygarliginin, gelecekte "Bati Uygarligi"nin temellerini dayandiracagi bir ideolojiyi anlamanin en iyi yolu, egitim sisteminin temelleri ve içerigi daha dogru anlasilabilecektir. Bu nedenle çalismamizda öncelikle yazi ile paralel olarak egitimin ortaya çikisi ele alinacak, ardindan Yunan egitim sistemleri ve egitim kurumlarinin amaci ele alinacaktir. Çalismanin ana tezi, Yunan egitim sisteminin ortaya çikis sürecini olusturan etkenlerin detayli sekilde ele alinmasidir. Egitim sisteminin Demir Çag'in baslangicindaki "Karanlik Çag" (M.Ö.12.-9. yüzyillar arasi), ardindan Yunan kent devleti/polis'in sekillenmesiyle paralel bir gelisme göstermesi ve temelinde yer alan Tunç Çagi biçimleri aynen korunurken, içeriginde Homeros ve Hesiodos'a dayali mitos, erdem ve etik bakimdan toplumun yeniden biçimlendirilmesi genel hatlariyla incelenmektedir.
Egitim Sisteminin Ortaya Çikisi: Mezopotamya ve Misir
Tunç Çagi'nda yazinin ortaya çikisindan itibaren yaziyla paralel olarak egitim sisteminin de gelistigi yazili ve arkeolojik verilerle kanitlanmistir. Yazi çaginin ilk iki bin yilinda yani egitimin ilk asamasinda okuma-yazma egitiminin, daha sonra da din, felsefe, matematik, geometri, astronomi gibi uzmanlik alanlarina göre dallara ayrilan spesifik egitim modellerinin uygulandigi görülür.
Tunç çaginin yaziyi kullanmaya baslayan ilk uygarlik olarak bilinen Sümerlerde okullar 630 tapinaga bagli olarak açilmis ve alaninda uzmanlasmis yazmanlar tarafindan egitim verilmistir. Okullarda, temel yazi ve okuma asamasinda Sümercenin ardindan mesleki egitim amaçlanmistir. Egitim ücretleri aileler tarafindan ögretmene ödenmekteydi. Bu sebeple ancak varlikli ailelerin çocuklarinin egitim alabildigi ortaya çikmaktadir. Tabletlerdeki kayitlarda hiçbir kadinin adinin geçmemesi sebebiyle yalnizca erkek çocuklarinin okula gittigi anlasilmaktadir (Kramer, 2002,s. 21-24)1.
M.Ö. 2000'lerin baslarina gelindiginde, okullarda bilimsel içerikli egitimlerin agirlik kazandigi ve böylece alaninda uzmanlasmis bilim insanlarinin yetistirilmeye baslandigi görülür (Kramer, 2002, s.22-23). Sümerler döneminde tapinaklarda bulunan okullar Babil döneminde saraylarda da açilmistir (Kinal, 1969, s.7-8). Irak'in güneyinde bulunan Nippur kentinde yapilan kazilar sonucu "F Evi" olarak literatüre geçen mekânin M.Ö. 19.yüzyil sonlarindan M.Ö.1721'e kadar kullanim görmüs olan bir okul binasi oldugu anlasilmistir (Robson, 2002, s.325-365; George, 2005, s.127-137). Okul binasinda toplam 1425 adet tablet bulunmustur (Robson, 2002, s.328; George, 2005, s.127-137)2. Tüm bu okul tabletleri isiginda temel egitim sirasinda terimler, hayvanlar, bitkiler, nesneler vb. listelerin yer aldigi ve ögrencilerin bunlari kopyalayarak ögrendigi anlasilmaktadir.
Bir Sümer okulundaki yirmi dört saati anlatan bir tabletin içerigi ögrencinin kaleminden söyle aktarilmaktadir (Kinal, 1969,s.8-10):
"-Tablet evinin oglu, günlerden beri nereye gidiyorsun?
-Tablet evine gidiyorum.
-Tablet evinde ne yapiyorsun?
-Tabletimi okuyor, kahvaltimi yiyorum.
-Tabletimi yaptim, o yazilmistir, sonuna kadar yazilmistir.
-Tablet evi kapaninca eve giderim.
-Sabah erkenden uyanirim.
-Geç kalmak istemem yoksa tablet evinin babasi beni döver.
-Tablet evinde, tablet evinin agabeyi bana "niçin geç kaldin!" der.
-Korkuyorum. Kalbim çarpiyor.
-Tablet evinin babasinin yanina gidiyorum. Bana yerimi gösteriyor.
-Tablet evinin babasi tabletimi okuyor."
Bu metinden anlasildigi kadariyla "tablet evinin babasi" ögretmen, "tablet evinin agabeyi" ögretmenin yardimcisi ve "tablet evinin oglu" da ögrenci olarak tanimlanmaktadir. Tablet evi olarak tanimlanan Sümer okullarinda arkeolojik kanitlardan yola çikarak çocuklarin siniflarda sekiler üzerine oturduklari ve ellerindeki tabletlere yazdiklari bilinmektedir.
Egitimin ilerleyen seviyelerinde Sümerce literatüre ait tanimlar, ölçü birimleri, agiliklar, sayilar, hesaplamalar vb. konularin islendigi görülür. Böylece Babil dönemi egitim kurumlarinda Sümerce'yi temel alan bir egitim sistemi oldugu anlasilmaktadir (Robson, 2002, s.329-330; George, 2005, s.127-137). Eski Babil döneminden itibaren Sümerce literatür ve egitimi temel alan egitim sisteminde "édubba" terimi karsimiza çikar. "Edubba"nin temel ilkögretimin ardindan yetismis ögrencilerin devam ettigi ve matematik, botanik, edebiyat konularina yönelik bir çesit "üniversite" denebilecek bir kurum oldugu kabul edilmektedir. Bu kurumlar egiticilerin belirli bir hiyerarsiye sahip oldugu ve büyük yastaki ögrencilerin seçkin ve çesitlilik gösteren bir programda egitim gördügü "seküler üniversite" olarak tanimlanmaktadir (George, 2005, s.127-137).
Tunç çaginin diger bir köklü kültürü Misir'da çocuklarin temel egitimi dört yasinda baslamakta ve on alti yasina kadar devam etmektedir (Bothwell Gosse, 1915, s.14-21). Egitim iki asamalidir, ilkokul denebilecek temel egitim dört sene sürmektedir. Daha sonra çocuklar matematik, biyoloji, tip gibi uzmanlik alanlarina yönelik dersler alirken ayni zamanda güres, savas sanatlari, binicilik gibi spor egitiminden de geçerler. Her erkek çocuk dört yasindan itibaren babasinin sorumlulugunda egitimini tamamlar ve mesleki uzmanligini da babasinin yaninda gelistirir. Kiz çocuklari ise annenin sorumlulugundadir. Ancak kizlarin da istege bagli olarak dans, güzel sanatlar gibi alanlarda egitim aldigi konusu antik metinlerde geçmektedir. Belirli bir egitim sisteminin ve okulun varligina dair ilk bilgiler 10. Hanedanlik (M.Ö.3.Bin sonlari) zamanindan gelmektedir. Ancak saray ve tapinaklarda bulunan okullardaki ögretmenler ve verilen egitime dair bilgiler 12. Hanedanlik Döneminden (M.Ö.2.Binin ilk çeyregi) itibaren artmaya baslar. Ilkokulda ögretmenlerin gösterdigi alfabe ve kelimeleri ezberlemeye yönelik ilk egitimin ardindan çocuklarin belirli metinleri yazmaya basladiklari anlasilir. Dört yillik temel egitimi tamamlayan çocuklara geometri, iklim bilgisi, mimari, astronomi gibi alanlarda uzman ögretmenler tarafindan egitim verilirdi. Bu uzmanlasmis egitime 18. Hanedanlik döneminde kralligin gelismesi ve bürokrasinin artmasi üzerine daha fazla önem verildigi ve alaninda uzmanlasmis kisiler yetistirildigi anlasilmaktadir (Williams, 1972, s.214-221). Misir'da uzmanlik egitimi günümüz üniversite kurumuyla es tutabilecegimiz okullarda verilmektedir. Bunlarin en ünlüsü "Günesin Sehri" anlamina gelen Heliopolis'tedir. Bu üniversite uygulamali matematik, astronomi ve fizik konularinda egitim vermektedir. Sadece Misirlilara degil, yabanci kültürlerden misafirlere de egitim verilebilmektedir. Bunlardan Atinali yasa koyucu Solon, Platon ve Miletli Thales en bilinen sahsiyetlerdir. Hellenistik Dönemde bu üniversite ve kütüphanesi Alexandria'ya (Iskenderiye) tasinir. Buradan yetisen en ünlü Yunanlilar, Euklid (Öklid), Hypatia ve gençliginde Alexandria'da egitim aldigi bilinen Arkhimed (Arsimet)'dir (Bothwell Gosse, 1915, s.18-21).
Antik Yunan Egitim Sisteminin Ortaya Çikisi
Antik Yunan toplumunun egitim sisteminin ortaya çikisi ve çocuklarin egitimi ile ilgili ilk bilgiler antik yazarlar, vazo resimleri ve arkeolojik verilerin birlikte degerlendirilmesi sonucu elde edilebilmektedir (Jenkins 1993, s.11-16). Antik Yunan tarihinde "Homerik Dönem"3 olarak bilinen ve henüz yazili kültürün olmadigi çaga dair bilgimiz ise oldukça sinirlidir (Davidson, 1902, s.6-7). Yunan kent devletlerinin (polis) gelisimini tamamladigi ve Yunan kültürünün temellerinin atildigi Arkaik Dönem'den (M.Ö.7-6.yüzyillar) itibaren, yazinin yayginlasmasiyla çocuklarin okuma yazma ögrenmesi ve seçkin birer vatandas olabilmeleri için aileleri tarafindan egitime tesvik edilmeye baslandigi görülür. Baslangiçta yalnizca okuma yazma ögrenilen basit kurumlar olarak baslayan egitim kurumlarinin Klasik Çag'dan (M.Ö.5-4.yüzyillar) itibaren neredeyse tüm kent devletlerinde yayginlastigi ve egitim sisteminin de kendi içinde gelisme kaydettigi görülür.
Sistem olarak kendinden önceki toplumlarda uygulanmis olan ögretim modelini alinmistir. Mezopotamya ve Misir kentlerinde yazi karakteri ve gramer yapisi ile oldukça karmasik yapidaki dilin ögretiminde, sembollerle kelime ezberleme yöntemi kullanilmakta ve oldukça zorlu bir egitim sürecinin sonunda çocuk okuma ve yazmayi ögrenebilmekteydi. Mezopotamya ve Misir'in bu ögrenmesi zahmetli karmasik dil yapisina karsilik, Yunan alfabesi Fenike'den alinmis ve zaman içerisinde kendi dil yapisina göre uyarlamistir. Fenike alfabesinin alinmasiyla ilgili bilgi Herodotos tarafindan aktarilmaktadir (Herodotos, V.58):
"Fenikeliler Yunanistan'a pek çok bilgi getirmisler ve özellikle de yaziyi sokmuslardir ...; baslangiçta bütün Fenike'de kullanilan harflerdi; sonra zamanla bu isaretlerin okunuslari gibi biçimleri de degismistir."
Bu alfabeye sesli harfler eklenerek okuma-yazma daha pratik hale getirilmis, böylece daha anlasilabilir, herkes tarafindan kolaylikla ögrenilebilir olmasi saglanmistir. Yunan egitiminin ilk asamasinda, Sümerce ya da Misir yazisinda oldugu gibi harf yerine kelime ezberlemek zorunlulugu da ortadan kalktigi için çocuklarin alfabeyi ögrendikten sonra oldukça kisa sürede Homeros ya da Hesiodos'un dizelerini okuyabildikleri ve yazma pratiklerini de bu dizelerle yaptiklari anlasilmaktadir.
Homeros siirleri4, antik Yunan egitimin en önemli parçasidir. Herakleitos'un aktarimina göre Yunanlilar için Homeros, yasamlarinin vazgeçilmez parçasi haline gelmistir (Famoux, 2011, s.81). Temel egitim sirasinda okuma yazma ögrenen çocuklar Homeros metinlerini okur ve yazarlardi. Ptolemaios dönemine ait bir Misir papirüsünde günümüze ulasmis bir metin dikkat çekicidir:
"S*oru+ Troyalilardan yana olan tanrilar hangileridir? Y*anit+ *alfabetik sirayla+ Aphrodite, Apollon, Ares, Artemis, Leto, Skamandros. S. Troyalilarin krali kimdir? Y. Priamos." (Famoux, 2011, s.81).
Atinalilar için Homeros, kimliklerinin bir parçasidir ve böylece Atina sehri tüm Hellen dünyasi için "paideia/egitim"in kaynagi oldugu kabul edilebilir. Çünkü Homeros tüm Hellenler (Yunanlilar) tarafindan, evrensel egiticileri olarak tanimlanir (Nagy, 2012, s.559). Homeros'un metinlerinin Yunan egitim sisteminin merkezine yerlestigi görülür. Bundaki asil amacin çocuklarin edebi bilgilerinin gelistirilmesinden çok karakter yaratma düsüncesi oldugu anlasilmaktadir (Verdenius, 1970, s. 7 vd.).
Aeskhylos: "Homeros, asil ününü temel erdemleri bize ögrettigi için kazandi" der (Verdenius, 1970, s. 7 vd.).
Ilyada ve Odysseia'daki kahramanlarin erdemlerini taklit eden ögrenciler bu kahramanlar gibi birer erkek olmalari için tesvik edilmistir. M.Ö.6. yüzyilda Xenophanes "baslangiçtan beri (egitimin baslangici) her sey Homeros ile uyum içinde ögrenildi" demektedir. Bu durum Homeros'un Yunanlilar için hayata dair bir rehber oldugu anlamina gelmektedir (Verdenius, 1970, s. 7 vd.). Destan'dan böyle bir rehberlik alabilmek için okul çocuklarinin sadece metni bilmeleri yetmezdi. Isimler ve olaylara hâkim olmalari gerekmektedir. Bunu basarabilmenin yolu daha erken yaslardan itibaren anneleri ve bakicilari tarafindan Homeros'un destanindaki hikâyeleri defalarca anlatilmasi yoluyla gerçeklesmektedir. Bu konuda Platon'un Homeros elestirisinde ipuçlari bulunabilmektedir. Platon'a göre daha bebeklikten itibaren anne ve bakicilarindan bu hikâyeleri dinlemeye baslamislardir (Platon, 1995, s.376-383; Verdenius, 1970, s.7 vd.). Böylece neredeyse her gün bu hikâyeleri dinleyerek Homeros'un destanlari ile tanisan çocugun egitim hayatinin da temeli atilmis olmaktaydi. Egitimde Homeros'un yani sira Hesiodos'un "Theogonia" (1991) ve "Isler ve Günler" kitaplarinin da önemli yer tuttugu anlasilmaktadir5. Böylece tanrilar dünyasinin ortaya çikisini ve tanrilarin yapilariyla ilgili bilgiler de egitimin ilk asamalarindan itibaren okuma yazma ögrenen çocuklarin ilk ezberledigi ve yaziya geçirdigi dizeler olmaktadir (Hesiodos, 1991).
Antik Yunan egitim sisteminin Homeros ve Hesiodos'un dizelerini -ve elbette çagdaslari diger yazarlarin dizelerini- temel almasi, kent devletinin egitim sistemi ile tanrilar ve kahramanlarla yaratilmis bir kahramanlik destaniyla yogrulmus, polis'in üstünlügünü, soylu kökenine yürekten bagli erdemli birer vatandas olmalari amaçlanmistir. Okullarin özellikle erken dönemlerde kentin surlari disinda oldugu ve ögretmenlerin gözetiminde kent yasamindan izole bir ortamda egitimin verildigi görülür. Ancak epheblik6 asamasini tamamlayan gençler agoraya gidebilmektedir.
Antik Yunan Egitim Sisteminin Temel Amaci
Antik Yunan toplumunda egitim sisteminde temel amaç, erkek çocuklarinin Homeros'un destanlarindaki erdemli güçlü savasçilari model olarak iyi yetismis birer vatandas olmalaridir. Karanlik Çaglarin ardindan M.Ö.8. yüzyilda "polis/kent devleti"lerin ortaya çiktigi dönem, Homeros'un "heroik" (kahramanlik) ya da "aristokratik" dünyasi olarak kabul edilir (Murray, 1980, s.38-40). Homeros'un dizeleri, erken Arkaik Dönemde devletin sekillenmesine eslik eden sosyal uyusmazlik/çakisma ortaminda olusturulmus ve yeni çikan sehir devletlerinin eliti tarafindan egemenlige hizmet etmistir (Murray, 1980, s. 45-46; Ross, 2009, s.21-23)7. Atinalilar için Homeros kimliklerinin bir parçasidir ve böylece Atina sehri tüm Hellen (Yunan) dünyasi için "paideia/egitim"in kaynagi oldugu kabul edilebilir. Çünkü Homeros daima onlarin evrensel egiticisi olarak tüm Hellenler (Yunanlilar) tarafindan taninmaktadir (Nagy, 2012, s.559). Homeros'un siirleri, Yunan polisinin yapisiyla ilgili ipuçlarini barindirir. Polisi olusturan yönetim birimleri, halkin inanisi, gelenekleri kisacasi yasam biçimine de ayna olmaktadir. Böylece Yunan dünyasinin dini yapilarinin kentin sosyal ve politik yapilariyla baglantili oldugu görülür. Dinsel aktivitelerin, sosyal ve politik etmenler tarafindan belirlendigi anlasilir. M.Ö. 8. yüzyil Yunan kent devletlerinde sosyal-politik ve bölgesel düzenlemelerde büyük degisim görülür. Bu durum "Yunan Rönesansi", "Polis'in dogusu" olarak adlandirilir (Burckhardt, 1999, s.13-36).
Homeros etkisinde sekillenen yeni Yunan toplumu, destandaki kahramanlarin tanimina uygun erdemlere, yani "arete"ye sahip olmayi gerektiriyordu. Bu erdeme sahip olan birey, içinde yasadigi kentin parçasi olarak mükemmel/ideal olana ulasma gayreti gösterecek, bu da kentin gelismesine katkida bulunacaktir. Böylece Mezopotamya ya da Misir toplumunda yöneticiler tarafindan idare edilen ve devletin ihtiyaç duydugu nitelikte uzmanlari yetistirme amacindaki egitim anlayisina karsin, Yunan toplumunda içinde yasadigi devletin en iyiye ulasmasi için her seyi yapacak "arete"ye (erdem) sahip bireylerin yetistirilmesi hedeflenmistir. Bu da Yunan toplumu için idealist egitim modelinin dogmasina aracilik etmistir. Elbette Yunan toplumunu kendisinden önceki ve çagdasi toplumlardan ayiran en temel özelligi, dogayi ve evreni tanimlamakta geleneksel inanç sistemiyle yetinmeyip gözlem ve deneye dayali bilgiye ulasma çabalariyla felsefeyi olusturmus olmalaridir (Russel, 1965, s. 25; Ronan, 2005, s.65).
Antik Yunan Egitim Sistemine Dair Yasal Kanitlar
Antik Yunan egitim sistemi her ne kadar devletten bagimsiz bir yapida ise de okul, ögretmen ve ögrenciler arasindaki iliskiler ile ilgili düzenlemelerin yapildigi yasalara dair kanitlar günümüze ulasmistir. Solon Yasalari'nda kent devletini olusturan birimlerin tanimlarinin yapildigi bilinmektedir. Ancak egitimin düzenlenmesi ile ilgili dogrudan bir yasa olmamakla birlikte, Platon ve Aristo dönemine gelinceye kadar Yunan kent devletlerinde geleneksellesmis bir egitim sisteminin temellerinin atilmis oldugu görülür. Solon yasalarinda çocuklarin aileleri tarafindan seçkin birer vatandas olabilmeleri için okuma-yazma, müzik ve spor dallarinda bilgi sahibi olmalarinin tesvik edildigi anlasilmaktadir. Atina'da egitim sisteminin devlet tarafindan kurulmasi ve yönetilmesine dair kesin kanitlar olmasa da çagdasi Sparta kentinde Lykurgos yasalarinda erkek çocuklarinin ailelerinden ayrilarak öncelikle iyi birer savasçi ve vatandas olabilmelerine yönelik egitimin düzenlendigi bilinmektedir (Plutarkhos, 2002, s.28-30). Egitim sisteminden ve Egitim sisteminin nasil olmasi gerektiginden en detayli bahseden kaynak Platon'un "Devlet" ve Aristoteles'in "Yasalar" kitabidir. Böylece Yunan egitim sisteminin baslangicindan itibaren nasil bir geleneksel yapida gelistigi anlasilabilmektedir.
Yazili olarak günümüze kadar korunmus mahkeme kayitlari arasinda egitim ile ilgili yasalardan bahseden bir diger kaynak da Timarkhos'un sürgün kararinin verildigi mahkemede (M.Ö.340) konusma yapan Aiskhines'in sözleridir (Wolpert-Kapparis, 2011, s.235-236). Egitim yapilan iki farkli okuldan bahsedilir. Biri okuma yazma ögretilen okul, digeri ise spor etkinliklerinin yapildigi "gymnasia"dir. Bu okullarin açilis ve kapanis saatlerinin günesin dogusu ve batisina göre düzenlendigi anlasilir. Çocugun egitiminin sehre faydali iyi bir vatandas yetistirilmesi oldugu ve çocugun korunmasi ve egitiminin sorumlulugunun ögretmene birakildigi anlasilmaktadir. Okullarin ücretli oldugu ve egitime gelen çocuklara "paidagagos"un8 eslik ettigi görülmektedir. Böylece Atina yasalarinda egiticilerin, egitimin ve egitim kurumlarinin amaci ve genel yapisini belirleyici yasalarin oldugu söylenebilir. Bu kanitlar isiginda Sparta'da görülen, Lykurgos tarafindan kesin hatlariyla tanimlanan tek tip bir egitimden söz edilemez. Sonuç olarak, Atina öncülügündeki antik Yunan toplumunda geleneksel ve toplumsal yapinin egitim sistemini belirledigi ve Yunan kültüründe kentten kente küçük degisiklikler görülse de, kentlerin temel anlamda benzer bir yapiya sahip oldugu ve toplum ile birlikte gelismeye devam ettigi ileri sürülebilir.
Ilkögretim/Paideia
Yunan egitim sisteminin ilk asamasi "ilkögretim/paideia"dir. Çocuklarin yedi yasina kadar annelerinin gözetiminde yetistikleri ve bu yastan sonra erkek çocuklarin egitiminin baba tarafindan üstlenildigi, kiz çocuklarinin da annelerinin yaninda egitimlerine devam ettikleri görülür. Klasik Dönemde kizlarin da egitim alabildigine dair oldukça az sayida bilgi bulunmaktadir. Egitim sistemi kentin gelecekteki resmi vatandaslari olacak erkek çocuklarin iyi egitilmesi üzerine kurulmustur. Babalari erkek çocuklarinin egitimlerini "paidagogas" adi verilen evdeki deneyimli ve egitimli kölelerin sorumluluguna birakirlardi. Bunun en iyi örnegi de Akhilleus'un paidagagosu Phoeniks'tir. Phoeniks aristokrat bir aileye mensuptur ve babasiyla anlasamayinca evden kaçarak Peleus'un evine siginmistir (Jenkins, 1993, s.11)9. Vazo resimlerinde "paidagagos" genellikle elinde sopasiyla yer almaktadir (Jenkins, 1993, s.11-12).
Antik Dönem Yunan egitim sisteminde erkek çocuklarini temel alan bir egitim sistemi vardi. Erken dönemlerde müzik ve agirlikli olarak spor egitimine dayali egitim söz konusu iken Klasik Çaglardan itibaren okuma ve yazma da dahil birçok dersin verilmeye baslandigi görülür (Jenkins, 1993, s.15-16; Blanck, 1999, s.165-166; Griffith, 2001, s.66-67). Okuma ve yazma evde baslar. Bu temel egitimden sonra çocuk ücretli olarak ders veren "grammatistes" denen ögretmenlerin yanina gönderilir. Bu egitim sirasinda kendisine "paidagagos" eslik eder (Jenkins 1993, s.15-16)10. Çocuklar okula geldiginde ögretmenin karsisinda sandalyelerde oturur ve ellerinde balmumu kaplanmis ahsaptan bir levha üzerine sivri aletlerle yazarlardi. Evde aldigi egitimde temel alfabe ve okuyabilecek düzeye gelmis olan çocuk, okulda ise sairlerin dizelerini okuma ve ezberleme yöntemi ile dersler almaktadir.
M.Ö. 4. yüzyildan sonra okuma yazma ögreten "grammatistes"11 ve müzik egitimi veren "kitharistes"ler (müzik ögretmeni) ayni kisi iken, beden egitimini kapsayan gymnasium /palaistra egitimi "paidotribes" (beden egitimi ögretmeni) denen baska bir ögretmen tarafindan verilmeye baslanir (Griffith, 2001, s.67). Böylece ögretmenlerin de uzmanlasmaya basladigi ve daha ileri düzeyde egitimin amaçlandigi anlasilabilir.
Yunan Klasik Döneminde okul halen resmi bir kurum haline gelmemistir ve ailelerin çocuklarini okula gönderme gibi bir zorunluluklari yoktur. Ancak toplumsal baski ile iyi yetismis bir vatandas olabilmesi için hali vakti yerinde olan tüm aileler çocuklarina egitim aldirmislardir (Blanck 1999, s.165). Böylece toplumda ayricalik kazanmasini saglamayi amaçlamaktadirlar. Ilkögretim asamasiyla ilgili detayli bilgilere girmeden önce genel olarak tanimlamak gerekirse, çocuk ilkögretimde okuma-yazma ve sözlü olarak ögrendiklerini ifade edebilme becerisi kazanir. Güzel sanatlar alaninda müzik agirlikli egitim alir. Bu derslerin yani sira bedensel aktivitelerin gerçeklestigi "gymnasium" egitimi (spor egitimi) almaktadir (Griffith, 2001, s.23-84; Bitros - Karayiannis, 2009, s.1-29).
Daha sonra Platon'un "akademia"si gibi filozof ve retoriklerin derslerine devam ederek daha kapsamli bir egitim alabilenler ise genellikle aristokrat ailelerin çocuklariydi (Blanck, 1999, s.165-166; Bitros - Karayiannis, 2009, s.1-29). Çocuklar okul egitimlerinin yani sira babalarinin meslegini de ögrenerek ayni zamanda mesleki yönden de gelismekteydiler (Bitros - Karayiannis, 2009, s.1-29). On sekiz yasina gelmis bir erkek Atina'da iki yil süreyle askeri egitim alir ve sonrasinda epheblik yemini ederek resit olmus kabul edilirdi (Blanck, 1999, s.165-166).
Her ne kadar erken dönemlerde Yunan toplumunda okul, resmi bir kurum degilse de kendi içerisinde gelismesini sürdürür ve toplumun daha genis kitlelerinde yayginlasmaya baslar. Egitim ücretini ödeyebilen tüm Atina vatandaslari bu hizmeti çocuklarina aldirabilir. Ancak egitimin ilerleyen asamalarinda daha uzmanlasmis felsefe, matematik, retorik gibi dersler için daha fazla ücret ve zaman harcamak gerektigi için buna ancak toplumun önde gelen ailelerinin karsilayabilecegi anlasilabilmektedir.
Okul Yapisi ve Gelisimi
Hellenistik Dönem'den önce Yunan kent yapisinda okulun resmi bir kimlik kazanamadigi, her kentte var olan özel yapilar olarak gelistigi anlasilmaktadir (Hansen, 2006, s.105). Çocuklarin temel egitiminin önemli bir parçasi olarak kabul edilen spor aktivitelerinin yapildigi "gymnasium"12, en erken okul yapisi olarak karsimiza çikmaktadir. Arkaik ve Klasik dönemlerde sehir surlari disinda yer alir. Zaman içerisinde hem okuma-yazma ve hem de müzik egitiminin verildigi okullari da kapsayacak bir yapiya kavusur ve sehir sinirlari içerisinde yer almaya baslar. Hellenistik Dönemde ise sehrin en önemli birimlerinden biri hale geldigi görülür (Rihll, 2003, s.175, Fig.1 ve s.180). Rihll'in çalismasinda okulun sehir surlari disinda bulunmasi, çocuklarin güvenlikleri için kentin karmasasindan ve sosyal hayatinin etkilerinden uzakta tutulmalari içindir. Ayrica henüz Atina vatandasi sayilmamalari nedeniyle de sehrin merkezinden uzak tutulmalarinin amaçlandigi anlasilmaktadir. Zira erkek çocuklari on sekiz yasindan yirmi yasina gelinceye kadar epheblik egitimi (askeri egitim) alir ve sonra da yemin ederek Atina'nin resmi vatandasi kabul edilirlerdi. Böylece okulun sehir merkezinden uzakta tutulmasinin çocuklarin egitimleri sirasinda her türlü etkiden uzakta izole bir ortamda olmalarinin saglanmasi amaçlanmis oldugu anlasilir.
Egitimi kurumlarinin erken dönemlerine dair temel egitimin verildigi okul binalari hakkinda ne yazik ki ayrintili bilgi bulunmamaktadir. Ancak M.Ö.490 civarinda Khios'ta bir okulun yikilmasi sonucu 120 çocuktan 119'unun öldügü Herodotos tarafindan aktarilmaktadir (Herodotos, VI. Kitap, 27; Griffith, 2001, s.68). Griffith, 120 ögrencinin bir sinif içinde ayni anda ögretim görmesinin imkansizligi üzerinde durarak, olasilikla okul binasinda birkaç sinif ve bu siniflarda egitim veren ögretmenlerin bulunmasi gerektigini önermektedir (Griffith, 2001, s.68-69). Ayrica Aeskhines'in söylevinde bahsettigi yasaya göre M.Ö. 4. yüzyil ortalarinda gün dogumundan sonra açilan ve günes batmadan önce kapatilan belirli bir okul binasinin var oldugu sonucu ortaya çikmaktadir. Hellenistik Dönemde ise "gymnasium" ile ayni binada egitimin verildigi böylece çocuklarin literatür egitiminin yani sira spor egitimini de almalari saglanmistir. Okul binalarinin ise M.Ö.4. yüzyildan sonra, özelikle Hellenistik Dönemde kentin hayirsever vatandaslari tarafindan yaptirilmaya baslandigi görülür. Böylece okulun kurumsal bir kimlik kazanmaya basladigi görülür.
Egitimin Içerigi
M.Ö. 5. yüzyil sonlarinda Platon, Yunanli bir vatandasin dogdugu andan itibaren hangi egitim asamalarindan geçmesi gerektigini tanimlamakta, öncelikle iyi ideasini anlayabilmis ve erdemli, iyi vatandaslar olmalarinin amaçlanmasi gerektigini egitimle insanda var olan bilginin iyiye dogru yönlendirilebilecegini vurgulamaktadir (Platon, VII, 518). Platon, egitimin insandaki ruhun gücünün iyi'den yana çevirme ve en dogru yolu bulma sanati oldugunu belirtir (Platon, VII, 518). M.Ö.4. yüzyilin ortalarinda Aristoteles'e göre Yunan egitimi iki ana bölümde ele alinir: Mental egitim ve fiziksel egitim (Davidson, 1902, s.6-7). Ruhun iyilik ve cesareti, ve vücudun güçlülügü. Fiziksel egitim güç yerine güzellik ve erdem üzerine dayanir, mental egitim aklin gücü, edebi ve müzik egitimidir (Aristo, VII. Kitap). Hem Platon hem de Aristoteles, çocuklarin nasil bir egitim almalari gerektigi konusunu oldukça detayli tartismaktadirlar. Onlara göre çocugun egitimi ile toplumun savasçi mi, özgürlükçü mü olacagi ya da belli erdemlerle yogurulabileceginin belirlenebilecegini vurgulamaktadirlar. Her ikisi de egitimin yedi yasinda baslamasi gerektigini ancak öncesinde de hem görsel hem de isitsel olarak hazirlanmasi gerektigini belirtmektedir. Çocugun egitimi iki asamalidir. Ilk asama yedi ile ondört yas arasinda temel egitimi ve ondört ile onsekiz yas arasinda da uzmanlik alanlarina göre, matematik, geometri vb. konularda egitimlerini sürdürdükleri anlasilir. Klasik Dönemden itibaren onsekiz yasina gelen gençlerin ephebos olarak adlandirildigi ve iki yil boyunca askeri egitim alma zorunluluklari vardir. Günümüzdeki askere alma uygulamasiyla oldukça benzerdir. Bu süreç iki yil sürer ve tamamlandiginda, Yunanli genç artik kent devletinin resmi vatandasi olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde genç artik kendi yolunu belirleyebilmekte, isterse uzmanlasmak istedigi- genelde baba meslegini sürdürür- meslegi yapmakta isterse de egitimine devam edebilmekteydi.
Üniversite Egitimi
M.Ö. 5. yüzyilin baslarinda Atina'nin Persler tarafindan yikilmasinin, Yunan toplumu üzerinde çok büyük bir etkisi olmustur. Bu olaydan sonra Atina basta olmak üzere tüm Yunan kentlerinde birçok alanda, ancak özellikle egitim alaninda yenilikler görülmeye baslanmistir. Bunlardan en önemlisi Arkaik dönemde temeli atilmis olan Yunan felsefe akimlarinin dogayi merkez alan yaklasimlarina kasit insani temel alan görüslerin ortaya çikmasidir. Bu durum felsefe tarihçileri tarafindan mitostan kopus ve rasyonel olana geçis asamasi olarak kabul edilmektedir (Çivgin, 2011, s.362). Böylece egitimde de Homeros ve Hesiodos geçmisin mitoslarina dayali inanç temelini olustururken, yeni felsefi akimlarla daha rasyonel bir bakis açisinin kazandirilmasinin amaçlanmaya basladigi izlenebilmektedir. Bu noktada M.Ö.5.yüzyilin ortalarinda ön plana çikmaya baslayan "sofizm" akimi ayri bir önem tasimaktadir (von Aster, 2005, s.144-148; Cevizci, 2012, s.139). Sofistler Arkaik Dönemin doga filozoflarina karsilik insani temel alan bir yaklasim gelistirirler. Sofistlerin en önemli özelligi, yüksekögrenimde duyulan talebi karsilamalari ve Atina basta olmak üzere tüm Yunan kentlerinde para karsiligi dersler vermeleridir (von Aster, 2005, s.144-145; Cevizci, 2012, s.139; Dürüsken, 2014, s.133-134). Sofistlerin temel egitimlerini tamamlamis ve kentin yurttasligina hak kazanmis gençlerin polisin siyasi hayatina aktif olarak katilmak için ihtiyaç duyduklari bilgileri para karsiliginda veren filozoflar olduklari bilinmektedir (Arslan, 2008, s.33). Ayni zamanda Sofistler "paideia/egitim" kavraminin da yaraticilari olarak kabul edilmektedirler. Sofistlere göre:
"Bilgi yasamda kullanilmak üzere edinilmelidir. Bilgiye sahip olan kisiler arasinda da en yararli olan bilgiye sahip olanlar digerlerine ögretmelidir. Böylece sofistler daha iyi olani, erdemi (arete) insanlara ögretmeyi görev edinmislerdir. Erdemli olmak, iyi bir yurttas olmakla estir ve her insana erdem ögretilebilir. Insanin dogasi erdeme yatkindir, öyleyse egitimle açiga çikarilmalidir." (Dürüsken, 2014, s.139-140)
Sofistler, M.Ö.5.yüzyilda ders vermeyi meslek haline getirdikleri için filozoftan çok ögretmen olarak kabul edilmektedir. Sokrates tarafindan bilgiyi para karsiligi ögrettikleri için 638 ahlak disi olarak görülürler. Ayni görüsü Platon ve Aristoteles de savunmaktadir. Ancak Sofistlerin önde gelen filozofu Protagoras'in okulunda hitabet basta olmak üzere astronomi, matematik, fizik gibi derslerin de verildigi bilinmektedir (von Aster, 2005, s.144-148; Capelle, 2006, s.240-241). Sofistlerin parayi veren herkese ayrim yapmadan egitim vermesini Sokrates ve ögrencisi Platon elestirmektedir.
"Akademia" olarak tanimlanan Platon'un felsefe okulu aslinda Sokrates tarafindan temelleri atilan ve ögrencileri tarafindan devam ettirilen - sofizm"13 akimina karsi olan - görüslerin Platon tarafindan bir okul yapisi kazandirilmasidir. Atina'da M.Ö.385'te kurulan akademia (üniversite) egitimi ile felsefe, matematik, geometri ya da astronomi alaninda egitim verilmektedir. Egitim sisteminin süreci açisindan günümüzdeki modern egitim sistemi ile oldukça benzer bir yapida oldugu kusku götürmeyen "akademia" günümüz üniversitelerinin temeli olarak kabul edilmektedir (Sacks, 2005,s.117; Rihll, 2003, s.174-175, s.180; Dürüsken, 2014, s.174 ). Akademi, temelinde bir felsefe okulu olmasina ragmen sadece felsefe degil matematik, geometri, astronomi derslerinin de verildigi bir kurum olmustur (Rihll, 2003, s.169-190). Platon'a göre bir yansima olarak yasanilan dünyadan, gerçek isigin oldugu gerçek dünyayi kavrayabilecek bir olgunluga erismis iyi ideasiyla yogurulmus bireylerin egitim alabilecegi bir yerdir (Platon, VII, 514-541, s.199-225).
Akademi egitimine zengin, fakir, yasli, genç her kesimden ögrenci kabul edilmektedir. Ögretmenlerin/filozoflarin ders verdigi siniflarda aktif ögrenme metodu uygulanmaktadir. Genelde ögretmenin/filozofun anlattigi konular ögrenciler tarafindan dinlenir çesitli zaman ve mekanlarda soru cevap seklinde egitim süreklilik göstermektedir. Platon anlama düzeyi, yetenekleri ve gelisme düzeyleri oldukça çesitlilik gösteren ögrencilerine dersler verir ve oldukça zorlu bir egitim süreci yasanirdi. Akademi'de Platon'un felsefe derslerinin disinda, geometri, astronomi vb konular da egitim verilir, yazi dersi Dionysios, spor dersleri Ariston ve müzik dersleri de Drakon tarafindan verilirdi. Egitimin temeli ise usta çirak iliskisine benzetilebilir (Rihll, 2003, s.169-190).
Platon'un ögrencisi ve 19 yil "akademia'da egitim gören Aristoteles'in M.Ö.335'te Atina'da "Lykeion"14 adinda bir okulun açildigi bilinmektedir (Sacks, 2005, s.118; Dürüsken, 2014, s.231 ve 235). Aristoteles "Lykeion" içerisinde yürüyüsler yapmayi ve onu izleyen ögrencileriyle konusarak ders yapmayi tercih etmistir15. Lykeion'da verilen egitim içerigi "akademia"dakilere ek olarak ekonomi ve siyaset gibi güncel konulara agirlik vermesi ünlenmesine yardimci olmustur (Dürüsken, 2014, s.236).
Platon ve Aristoteles'in okullarinin disinda özellikle Sokrates'in ögrencilerinin birçok Yunan kentinde kurmus oldugu okullarin varligi da bilinmektedir. Ancak yukarida bahsi geçen iki okul antik dönemden günümüze kadar süren önemli konumlari ile günümüz üniversitelerinin temeli olarak kabul edilmektedirler.
M.Ö.300'lerde Atina'da Epikürcüler ve Stoacilarin da okullarinin varligi bilinmektedir. Hellenistik dönemde üniversite egitimi Alexandria (Iskenderiye) ve Pergamon (Bergama) kütüphanelerindeki okullarla daha yaygin ve felsefe, matematik, bilim, tip alanlarindaki ilerlemenin de hiz kazandigi anlasilmaktadir (Sacks, 2005, s.118; Rihll, 2003, s.169-190).
Antik dönemin üniversitesi olarak kabul edilen egitim asamasini tamamlayan gençler kentin egitim alarak ayricalik kazanmis yurttaslari olarak kent yasaminda yerlerini almaktadirlar.
Sonuç
Yukarida ayrintili olarak verilen bilgiler isiginda Yunan egitim sisteminin kendisinden önceki uygarliklardaki egitim sistemlerini temel aldigi açiktir. Ancak erken dönemlerde Mezopotamya ve Misir kültürlerinde egitimin tapinak ve sarayin kontrolünde yapilmasina ragmen, Yunan kültüründe vatandaslarin ücretleriyle gelisen tamamen özel bir egitim yapisinin Hellenistik Dönemden sonra kurumsal bir kimlik kazanmaya basladigi anlasilmaktadir. Mezopotamya ve Misir'da egitimin ilkögretimden sonraki asamasinda mesleklerinde uzman egitimcilerin, devletin ihtiyaç duydugu is gücünü yetistirmeye yönelik yapiya dönüstügü anlasilmaktadir. Yunan egitim sisteminde ise tamamen geleneksel toplum yapisinin sürdürülmesine yönelik olarak halk tarafindan kent devletinin gelecekteki erdemli, kültürlü ve seçkin vatandaslarini yetistirmek amacinin temel alindigi anlasilmaktadir.
Ilkokul ögrencilerinin okuma ve yazmaya baslarken ilk ögrendikleri ve ezberledikleri satirlarin Homeros ve Hesiodos'a ait olmasi Homeros'un destanlarindaki erdemli, cesur savasçi kahramanlari örnek almalari ve ayrica Yunan mitolojisindeki tanrilar dünyasini ve tanrilarla insanlarin iliskilerini kavramalarini saglamaktadir. Elbette Yunan toplumunu olusturan bireylerin sadece bilgili degil ayni zamanda atletik ve güzel sanatlar anlaminda da iyi yetismis kültürlü olmalari gerekmektedir. Bu sebeple "paideia" denen ilkokul hem literatür hem de diger aktivitelerin yapilabildigi çok yönlü kurumlar haline dönüsmüstür.
Yunan felsefesinin ortaya çikisindan sonra Sokrates, Platon ve Aristo gibi filozoflarin en iyi ve en mükemmel toplumun iyi vatandaslar tarafindan olusturulabilecegi düsüncesi ile egitim sisteminin yeniden ve yasalarla desteklenerek biçim kazanmasi ve ardindan da Hellenistik dönemde kurumsallastigi görülür. Bu gelisme sirasinda "akademia" denen üniversite ile es degerdeki yapilarin da yayginlastigi anlasilir. Hellenistik dönemde, devlet yapisinin küçük kent devleti biçiminden genis topraklari kapsayan krallik biçimine dönüsmesinin dogal sonucu ile Yunan egitim sisteminin yayginlastigi ve beraberinde kurumsallasmaya basladigi görülür. Her ne kadar okullar ve egitim biçimi yayginlassa da günümüzdeki gibi tek merkezden yönetilen bir egitim sistemi yerine her sehirde okullarin yapimi sehrin hayirsever vatandaslari tarafindan saglandigi ve özellikle üniversite seviyesindeki egiticilerin çesitli merkezlere giderek oralarda egitim verdikleri bilinmektedir. Egitim sisteminin gelismesi ve yayginlasmasi antik Yunan kültürünün yayginlasmasi ile paralel sekilde ilerlemistir. Bu gelismeyi saglayan da baslangicindan itibaren toplum olmustur.
SUMMARY
The education of future members of society in the Modern Era which is the most important structure "educational history" is discussed in all aspects so far. In this study in contrast to the studies conducted untill now, educational systems that emerged in earlier periods from the Greek education system, will be examined to adapt to Greek Culture. Also from the beginning the content of the training which required to provide the formation of the creation of the Greek Society and its institutions will be discussed. Greek civilization not only is the alphabet of Eastern culture in relationship but it is understood that besides the educational system and institutions also modeled Eastern culture is in the relationship from the beginning in the development of cultural, artistic, and socially. Although the foundation of the Greek education system rests Eastern culture, in practice has provided unique formatting effects as from the establishment of the education system today. In contrast to the purposes of education in the Mesopotamian and Egyptian Culture, on the basis of the Greek education system, Homer and Hesiod's influence shaping the essence of Greek society is important.
The education in ancient Greek society has not been institutionalized to the Hellenistic Period. But the family to be a esteemed citizen of their children in society, they send a private educational institution that includes reading, writing and sports training. In Greek society, it had been given attention to the male child to receive education. The training of girls and to come to an important status in society, is a relatively rare.
The freeborn boys in Greek society were able to continue their the education according to the family earnings of the financial. The children were trained by "paidagogos" who slave is responsible for the child at home in preschool and accompanied with this slaves starts school they go to school.
Greek Classical Period school has not already become an official institution yet and the families have not an obligation to send their children to like the schools.
However, due to social pressure all the affluent families care about the education of their children because they want their children to be an an elite citizen. Thus they had been aimed to provide their children earn privileges in society. Ancient Greek educational institutions shows a similar structure at all of the Greek city-state (polis).
It is generally defined, children acquire the ability reading and writing and to express orally what they have learned in elementary school. The children's education in the fine art is mainly music. In addition to these courses, children's physical activity that takes place in "gymnasium" training (fitness training) is located. In the first school, "grammatistes" who teaches literacy and "kitharistes" (music teacher) that while the same person, but gymnasium physical education / training of palaestra had been given by another teacher is "paidotribes" (physical education teacher).
In the the later stages of the education, the boy can go to university like the Platon's "akademia" which lectured by philosophers and rethorics, is usually the child of arictocratic families. In the same time the children's schooling, they had been learned the career of their father and also develop in the professional direction. Academy, although on the basis of a philosophy school, it had been an instution that not only philosophy but mathematics, geometry and astronomy course of a given school. In terms of the process of the education system "akademia" it is recognized as the foundation of the university today.
Development and expansion of the education system has progressed in parallel with the expansion of the ancient Greek culture. Ancient Greek education system has been accepted the beginning of the current educational system and it is the society that provided to development of education system since the beginning.
1 Okul tabletlerinde ögrencilerin hazirladigi yazilarda kendi isimlerini de yazdiklari görülmüstür. Bazilarinin sadece isimleri görülürken, bazilarinin babalarinin ismiyle ve yaptigi meslekle ilgili bilgileri de verdikleri anlasilmaktadir. Çok sayida örnek arasinda hiçbir tablette kiz ismi ile karsilasilmamistir. Bu nedenle kiz çocuklarinin okula gitmedikleri, evde egitim aldiklari anlasilmaktadir.
2 En erken tarihli kaynaklar Uruk'ta M.Ö.1860'lara kadar gitmektedir. Egitim ve okul ile bilgilerin agirlikli olarak M.Ö.18. yüzyila tarihlendikleri görülmektedir.
3 Karanlik Çaglarin ardindan M.Ö. 8.yüzyilda "polis/kent devleti"lerin ortaya çiktigi dönem, Homeros'un "kahramansal/heroik" ya da "aristokratik" dünyasi olarak kabul edilir (Murray, 1980 , s. 38-40).
4 M.Ö. 8. yüzyilda yasadigi düsünülen Homeros, Bati Anadolu'da Smyrna (Izmir) kentinde dogdugu ve yasami boyunca Yunan kültürünün geçmisine ait en önemli kanit olarak kabul edilen destanlari ilk kez yaziya aktarmis olan ozan olarak bilinmektedir. M.Ö.12. yüzyilda gerçeklestigi düsünülen Akhalar ve Troialilar arasindaki efsanevi "Troya Savasi"ni "Ilyada" destaninda aktarir. Troya savasinin ardindan evine dönmeye çalisan Yunanlilari konu alan "Odysseus Destani" da Homeros'un kaleminden aktarilmistir. Homeros, bu destanda efsanevi savasin yani sira Yunan kültürünü, gelenek-göreneklerini, yasayisini, inançlarini da gözler önüne serer. Bu yönüyle de yazili dönemlerden önce de Yunanlilarin egitiminin en önemli parçasi oldugu bilinmektedir. (Bkz. Bonnard, 2011, s. 37-38; Thomson, 1991, s. 340)
5 Hesiodos'un Homeros ile ayni dönemde yasamis oldugu bilinmektedir. Hesiodos "Theogonia" kitabinda tanrilar dünyasinin ortaya çikisi ve soylarini siralar. "Isler ve Günler" (Erga Kai Hemerai) kitabinda kardesi Perses'e hayata dair bildiklerini anlatir. Bu nedenle bu kitabinin egitici niteligi önemlidir. Homeros'tan sonra Hesiodos da Yunan egitim sisteminin en önemli kaynaklarindan biri olarak kabul edilir. (ayrintili bilgi için bkz. Friedell, 1999, s. 72-73)
6 Antik Yunan toplumu nda on sekiz yasina gelen erkek çocuklarinin, iki yil süreyle askerlik egitimi aldiklari ve bu egitimi tamamladiktan sonra epheblik yemini ederek kentin resmi vatandasi olduklari bilinmektedir. On sekiz-yirmi yas arasinda günümüzdeki askerlik hizmetiyle es tutulabilecek egitimi alan erkek çocuklara "epheb" denmektedir.
7 Bu durum Platon tarafindan elestirilmektedir. Çocuklarin bebeklikten itibaren anlatilan Homer ve Hesiodos'un masallari ile yetistirilmesinin sakincali oldugunu, erdemli insanlar yetistirme k isteniyorsa bu masallarda çizilen her türlü kötülügü yapmaya hazir, sürekli çekisen ve savasan tanri portrelerinin verilmemesi gerektigini vurgulamaktadir. Ona göre Homeros'un sözlerini begensek de içerigindeki kötü içerikli anlatimlari çocuklara aktarmamaliyiz. Platon, Devlet, II, 376-383.
8 Yunan kültüründe evin en güvenilir ve egitimli kölesi, erkek çocugun ev ve okuldaki egitiminden sorumludur. Yunanca "paidos" (çocuk) ve "agogos" (öncü, rehber) kelimelerinin birlesiminden olusan "paidagogos" bir çocuga rehberlik eden/yol gösteren kisi anlamina gelmekteydi. (Latince "Paedagogus" olan keline, günümüze "pedagog" olarak ulasmistir.
9 Phoeniks, Boiotia Kralinin ogludur. Babasina karsi geldigi için evden ayrilarak Peleus'un evine siginir ve Akhilleus'un paidagagos'u olur. (Bkz. Erhat, 1993, s.247) Ilyada'da anlatildigina göre Phoenik, paidagagos olarak Akhilleus'un küçük yastan itibaren bakimini üstlenmis; beslenmesi, güvenligi ve egitiminden sorumlu olmustur. (Bkz. Homeros,Ilyada, 430-500)
10 Bunun sebebi "paidagagos"un çocugun güvenle okula gidip gelmesi ve egitiminin tüm asamalarinda çocuga destek vermesi beklenmektedir.
11 "grammatistes", ilkögretim asamasindaki çocuklara okuma yazmayi, aritmetigi ve ilk edebi bilgileri veren ögretmendir. Günümüzdeki ilkokul ögretmeni ile eslestirilebilir.
12 Yunan egitim kurumlarinin en erken biçimidir. Erkek çocuklarinin beden egitimi faaliyetlerinin yapildigi bir nevi spor okulu olan yapilar, daha sonra diger egitim dallarini da kapsayarak "okul" kimligi kazanmis ve Hellenistik Dönemden itibaren okuma-yazma, güzel sanatlar ve spor egitimini içeren ilkögretim kurumlarina dönüsmüstür.
13 Felsefe'nin ortaya çikisi kabul edilen, varligin kaynaginin dogada arandigi 'doga' felsefesinin ardindan, 'insan' üzerine irdelemenin yapildigi ve felsefi sorgulamanin merkezine insani koyan filozoflara "sofistler" denmektedir.
14 Aristoteles okulunu Atina'da Apollon Lykeios'a adanmis bir kutsal alanda kurdugu için bu adi vermistir. Bkz. Dürüsken, 2014, s.235.
15 Lykeion okulu, bulundugu alanin kemerli yürüyüs yollarindan dolayi peripatoi olarak isimlendirilmeye baslanir. Yürüyerek ders vermek anlamindaki peripateo fiilinden yola çikarak Aristoteles'in yürüyerek ders verme biçimi peripatetes olarak ünlenmistir. Bkz. Dürüsken, 2014,s.238.
KAYNAKÇA
Aristoteles. (1992).Politika, (Mete Yuncay, Çev.), Istanbul, Remzi Kitabevi.
Arslan, A. (2008). Ilkçag Felsefe Tarihi. Cilt 2. Sofistlerden Platon'a, Istanbul, Bilgi Üniversitesi Yay..
Bitros, G.C. -Karayiannis, A.D. (2009). Character, knowledge and skills in ancient Greek education: Lessons for today's policy makers, Online at http://mpra.ub.uni-muenchen.de/18012/, MPRA Paper No. 18012, posted 20. October 2009 09:14 UTC, pp.1-29.
Bertrand, R. (1965). History of Western Philosophy, London,George Alen & Unwin Ltd.
Blanck, H. (1999). Eski Yunan ve Roma'da Yasam, (I. Tanrikut, Çev.), Istanbul.
Bonnard, A. (2011). Antik Yunan Uygarligi I. Ilyada'dan Parthenon'a. (Çev.K. Kurtgözü) Istanbul, Evrensel Yay.
Bothwell Gosse, A. (1915). The Civilization of the Ancient Egyptians, London.
Capelle, W. (2006). Sokrates'ten Önce Felsefe, (O. Özügül, Çev.), Pencere Yay., Istanbul.
Cevizci, A. (2012). Ilkçag Felsefesi Tarihi, Bursa, Asa yay.
Çivgin, A. G. (2011). "Eros" ve "Sophos"unu Yitirmis Felsefe, Antik Yunan'da Felsefe ve Çagimiza Etkileri (ed.Yavuz Kiliç)., Ankara, , Dogubati Yay.,ss.462-470.
Burckhardt, J. (1999). Greeks and Greek Civilization, London.
Davidson, T. (1902). Aristotle and Ancient Educational Ideals, New York.
Dürüsken, Ç. (2014). Antik Çag Felsefesi. Homeros'tan Augustinus'a Bir Düsünce Serüveni, Istanbul, Alfa Yay.
Erhat, A. (1993). Mitoloji Sözlügü, Istanbul, Remzi Kitabevi.
Farnoux, A. (2011). Homeros Ozanlar Ozani (O. Türkay, Çev.) , Istanbul, Yapi Kredi Yay.
Friedell, E. (1999). Antik Yunan'in Kültür Tarihi, (N.Aça, Çev.) , Ankara, Dost Kitabevi.
George, A.R.(2005). "In search of the é.dub.ba.a: The ancient Mesopotamian school in literature and reality", In: Sefati, Y, (ed.), "An Experienced Scribe who Neglects Nothing". Ancient Near Eastern Studies in Honor of Jacob Klein. Bethesda,(pp. 127-137) Md: CDL Press (USA).
Griffith, M. (2001). "Public and Private in Early Greek Education", in Education in Greek And Roman Antiquity (ed.Yun Lee Too),(pp.23-84), Brill, Leiden-Boston-Köln.
Hansen, M.H. (2006). Polis. An Introduction to the Ancient Greek City-State, Oxford University Press.
Herodotos.(1991). Herodot Tarihi, (Müntekim Ökmen, Çev.) , Istanbul, Remzi Kitabevi.
Hesiodos.(1991). Hesiodos Eseri ve Kaynaklari, (S.Eyuboglu-A. Erhat, Çev.), TTK Yayinlari, Ankara.
Homeros.(2002). Ilyada, (A.Erhat-A.Kadir, Çev.) , Istanbul, Can Yayinlari.
Jenkins, I. (1993). Yazili Kaynaklar ve Arkeolojik Buluntular isiginda Antik Devirde Çocuk Egitimi, (Çev. H. Malay) , Istanbul, Arkeoloji ve Sanat yayinlari.
Kinal, F. (1969). Çivi Yazisinin Dogusu ve Gelismesi, TAD (Tarih Arastirmalari Dergisi), VII 12-13, s.1-16.
Kramer, S.N. (2002). Tarih Sümer'de Baslar, (H.Koyukan, Çev.) , Istanbul, Kabalci Yay..
Murray, O. (1980). Early Greece, London.
Nagy, G.(2012). Homer The Preclassic, University of California Press.
Platon. (1995). Devlet, (S.Eyüboglu-M.Ali Cimboz, Çev.) , Istanbul, Remzi Kitabevi.
Plutarkhos. (2002,9. Lykurgos'un Hayati, (S.Ayüboglu-V.Günyol, Çev.), Türkiye Is Bankasi Kültür Yayinlari.
Rihll, T.E. (2003). "Teaching and Learning in Classical Athens", Greece and Rome, Vol.50, No.2, pp.168-190.
Robson, E. (2002). "More than metrology: mathematics education in an Old Babylonian scribal school", In: Imhausen, A and Steele, JM, (eds.) Under one sky: mathematics and astronomy in the Ancient Near East. (pp.325-365),Ugarit-Verlag: Münster, Germany.
Ronan, Colin A.(2005). Bilim Tarihi, Dünya Kültürlerinde Bilimin Tarihi ve Yükselisi (hhh, Çev.). Ankara: TÜBITAK
Ross, S. (2009). Homer as History: Greeks and Others, in Reading Homer, (ed.K. Myrsiades), (pp.21-58), Fairleigh Dickinson University Press, USA.
Russell, B. (1965), History of Western Philosophy, London, George Alen & Unwin Ltd.
Sacks, D. (2005). Encyclopedia of the Ancient Greek World, Facts on File, Inc., USA.
Thomson, G. (1991). Eski Yunan Toplumu Üstüne Incelemeler. Tarih Öncesi Ege II, (Çev.C.Üster), Payel Yay., Istanbul.
Verdenius, W.J. (1970). Homer, The Educator of The Greeks, Mededelingen der Koninklijke Nederlandse Akademie van Wetenschappen, Afdeling Letterkunde. Nieuwe
Reeks, deel 33, No. 5. Amsterdam: North-Holland Publishing Company. von Aster, E. (2005). Ilkçag ve Ortaçag Felsefe Tarihi, (V. Okur, Çev.), Im Yay., Istanbul.
Williams, R.J. (1972). Scribal Training in Ancient Egypt, Journal of the American Oriental Society, Vol.92, No.2, s.214-221.
Wolpert, A.- Kapparis, K. (2011). Legal Speeches of Democratic Athens Sources for Athenian History, Hackett Publishing Co
Fatma BAGDATLI ÇAM, Yrd.Doç.Dr., Bartin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, [email protected]
You have requested "on-the-fly" machine translation of selected content from our databases. This functionality is provided solely for your convenience and is in no way intended to replace human translation. Show full disclaimer
Neither ProQuest nor its licensors make any representations or warranties with respect to the translations. The translations are automatically generated "AS IS" and "AS AVAILABLE" and are not retained in our systems. PROQUEST AND ITS LICENSORS SPECIFICALLY DISCLAIM ANY AND ALL EXPRESS OR IMPLIED WARRANTIES, INCLUDING WITHOUT LIMITATION, ANY WARRANTIES FOR AVAILABILITY, ACCURACY, TIMELINESS, COMPLETENESS, NON-INFRINGMENT, MERCHANTABILITY OR FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE. Your use of the translations is subject to all use restrictions contained in your Electronic Products License Agreement and by using the translation functionality you agree to forgo any and all claims against ProQuest or its licensors for your use of the translation functionality and any output derived there from. Hide full disclaimer
Copyright Bartin University, Faculty of Education Jun 2016
Abstract
The education system had been started as an integral part of the state in the same period with was discovered of the writting in the beginning of civilizations. It has been proved by archaeological evidences which the educational system of the most important civilizations of the Bronze Age just like Ancient Mesopotamia and Egypt had been seem developing for two thousand years. The Greek civilization had been modeled the educational system and institutes as well as cultures and alphabets of the Ancient Eastern Civilizations. Although the foundation of the Greek educational systam on Eastern Cultures, in practise it was based upon effects of making their own training system and this system has effected the training system up to date. Therefore, in this article, the Greek education system is evaluated by the developments, the purpose of edcation, the format in the process until the beginnig of the Hellenistic Period that specified under the titles including educational institutions.
You have requested "on-the-fly" machine translation of selected content from our databases. This functionality is provided solely for your convenience and is in no way intended to replace human translation. Show full disclaimer
Neither ProQuest nor its licensors make any representations or warranties with respect to the translations. The translations are automatically generated "AS IS" and "AS AVAILABLE" and are not retained in our systems. PROQUEST AND ITS LICENSORS SPECIFICALLY DISCLAIM ANY AND ALL EXPRESS OR IMPLIED WARRANTIES, INCLUDING WITHOUT LIMITATION, ANY WARRANTIES FOR AVAILABILITY, ACCURACY, TIMELINESS, COMPLETENESS, NON-INFRINGMENT, MERCHANTABILITY OR FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE. Your use of the translations is subject to all use restrictions contained in your Electronic Products License Agreement and by using the translation functionality you agree to forgo any and all claims against ProQuest or its licensors for your use of the translation functionality and any output derived there from. Hide full disclaimer




