Özet: Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan, Oguz Atay'in eserleri arasinda farkli bir yere sahiptir. Biyografik roman türünde kaleme alinmis eserde Mustafa Inan'in hayati anlatilir. Bu çalismanin amaci, dönemin egitim sorunlarinin esere yansimalarini tespit ederek bu sorunlarin Mustafa Inan'in hayatindaki yerini betimlemek ve Mustafa Inan'in hocaligindan hareketle bilim adaminin tasimasi gereken özellikleri belirlemektir. Bir Bilim Adaminin Romani, Mustafa Inan'in yasadigi ve yazildigi dönemde özellikle üniversite egitiminde meydana gelen degisiklikleri bire bir yansitir. Incelemede, gerekli çalismalar yapilmadan üniversite kurulmasinin, var olan okullarin üniversiteye dönüstürülmesinin, akademik hayati degistirmedigi, bilimsel çalisma yapma zihniyetinin okullarinin adlarinin degistirilerek gelismeyecegi; bilim adami olarak hocalarin yayin yapmak ve bilimsel çalismalar gerçeklestirmenin yaninda kendisinden sonra gelenleri yetistirme görevlerinin bulundugu sonuçlarina varilmistir.
Anahtar kelimeler: Mustafa Inan, Bir Bilim Adaminin Romani, Oguz Atay, egitim, Darü'l Fünun.
Education and Education Problems in OguzAtay's Novel "Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan"
Abstract: Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan has a unique place among OguzAtay's works. The book written a biographical novel form describes the life of Mustafa Inan. The aim of this study is to identify the reflections of education problems of his era in the novel and determine the position of these problems in Mustafa Inan's life. Novel of a Scientistreflects the exact changes in university education in Mustafa Inan's life and the time in which the novel was wri tten. In this study it is concluded thatnew universities should not be established unless necessary preparations aremade,turning the existing schools into universities cannot transform academic life and changing the school names does not improve the mentality of scientific studies; it is also concluded that in addition to making publications and carrying outscientific studies, scientists have the task of raising new scientists after themselves.
Keywords: Mustafa Inan, Bir Bilim Adaminin Romani, OguzAtay, education, Darü'l Fünun.
GIRIS
Oguz Atay'in Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan adli eseri ilk olarak 1975 yilinda yayimlanmistir.1 Eserde Oguz Atay'in da hocasi olmus Mustafa Inan'in hayati anlatilir. Cahit Arf, Bir Bilim Adaminin Romani için yazdigi önsözde Atay'in, romani TÜBITAK'in bilim adamlarinin hayatlarini romanlastirma projesi kapsaminda, gençlerin bilimsel arastirmaciliga özendirilmesini saglamak için yazdigini ifade eder (Atay, 2000). Eser gerek dünya edebiyatinda gerekse Türk edebiyatinda örneklerine rastlanan bir biyografik romandir. Öztürk'e (2006) göre, Türk Edebiyatinda anilan türde yazilmis Mehmet Emin Erisirgil (Bir Fikir Adaminin Romani: Ziya Gökalp), Mithat Cemal Kuntay (Islamci Bir Sairin Romani: Mehmet Akif), Erhan Bener (Bir Bürokratin Romani: Ünal Aytür), Ilhan Selçuk (Yüzbasi Selahattin'in Romani) ve Hasan Ali Yücel (Bir Dahinin Romani: Goethe)'in eserlerini bu kategori kapsaminda saymak mümkündür. Biyografik roman türünde hem gerçek hayatin izdüsümleri belgelenir ve gözler önüne serilir; hem de yazarin belge ve bilgi bulamadigi durumlarda akisi tamamlamak ve estetik etki yaratmak amaciyla kurmaca unsurlara yer verilir. Biyografi önemli bir kisinin hayati etrafinda dönemi, olaylari ve diger insanlari anlatirken biyografik roman bu çerçevenin içine kurguyu da katar. Biyografik romanin tek kisinin hayati olmasi gerektigini düsünen Selim Ileri, o tek kisinin sahsinda bütün bir meslek adami çevresinin veya insan tipinin resmedilmesinden hareketle Bir Bilim Adaminin Romani'nin biyografi romani olmadigini düsünmektedir: "Bir biyografi romani degil yapit. Tek kisinin yasam öyküsünü dile getirmesine karsilik, birçok bilim adaminin daha dogrusu 'namuslu yurttas' dedigimiz birçok kisinin horlanmis, degerlendirilmemis yasantisini Mustafa Inan kimliginde bulabiliyoruz. Oguz Atay'in insan çiziminde olaganüstü bir basari gösterdigini söyleyecegim." (Ileri, 2008,185).
Bir Bilim Adaminin Romani, Oguz Atay'in eserleri arasinda farkli bir yere sahiptir. Roman istek üzerine kaleme alinan ismarlama bir eserdir ve yazilis sürecinde Mustafa Inan'in esi Jale Inan tarafindan okunarak denetlenir (Ecevit, 2009, 399). Aslihan Aksoy Sheridan'a göre Oguz Atay'in gerçek okurla bu huzursuzluk veren karsilasmasi, Atay'in sonraki üretimini de etkiler ve onun yazarligi üzerinde derin iz birakan bir deneyime dönüsür (Sheridan, 2009).
Bir Bilim Adaminin Romani'nda kurgusal unsura daha eserin basinda Mustafa Inan'in hayatini anlatan profesör ve ögrencinin karsilasmasinda rastlanir (Çetisli, 2004). Anlatici Profesör, Istanbul'a üniversite sinavina girmek için gelen delikanliya Mustafa Inan'in nasil bir ekol kurdugunu anlatir. Romanda, Mustafa Inan'in bilim adami olarak kisiliginin yaninda ögretmenligi ile ilgili bilgiler de verilir. Bu baglamda Mustafa Inan'in hocaligi anlatilirken övülmekle kalinmaz, Inan'in ögrenciligi ve hocaligindan yola çikilarak ögrencide, ögretmende ve egitim sisteminde ortaya çikan yanlisliklardan örnekler verilir.
Bu incelemede amaç Mustafa Inan'in yasadigi dönemde Türk egitim sisteminin isleyisi ve ögrencilerle hocalarin üniversite egitimi ile ilgili görüslerinin esere yansimalarini tespit etmek; egitim sistemi ile ilgili akademik ve sosyal hayatta yapilan elestirilerin sanat eserindeki tezahürünü ortaya koymaktir.
Hilmi Yavuz'un, nesnel olarak verilmis Mustafa Inan üzerinde degil, Oguz Atay'in anlattigi, roman kisisi Mustafa Inan üzerinde durmak gerektigine iliskin tespitinden hareketle incelemede Oguz Atay'in roman kisisi üzerinde durulmustur (Yavuz, 2008).
Romanda söz konusu edilen elestirilerden önce Mustafa Inan'in yasadigi yillarda üniversite egitiminde meydana gelen degisikliklerle ilgili kisaca bilgi verilmesi yararli olacaktir.
Cumhuriyet'in kurulusunun onuncu yilinda ilk üniversite reformu yapilir. Darülfünun'la ilgili Isviçreli pedagoji profesörü Albert Malche'den rapor hazirlamasi istenir ve bu rapor dogrultusunda Darülfünun, Istanbul Üniversitesi'ne dönüstürülür (Özata, 2007).
Darülfünun'un içine kapanmasi, ülkede olup bitenlere kayitsiz kalmasi, Darülfünun'un kapatilip Istanbul Üniversitesi'nin açilmasina neden olur (Widmann, 2000). Ancak bu kapatmada siyasi nedenler de etkilidir. "Darülfünun'un 1933'te kapatilmasinda bilimsel oldugu kadar siyasal kaygilar da rol oynamistir. Ama Darülfünun'un asil kapatilma sebebi özgün, ciddi, topluma yararli bilimsel çalismalarin yapilmamasi; baska bir deyisle, Darülfünun'un bilgi üretemiyor, giderek sig, skolastik bir alana kayiyor olmasidir." (Berkem ve Aras, 2007, 18). Almanya'dan gelen profesörlerden biri olan Ernst E. Hirsch'e göre Istanbul Üniversitesi'nin kurulmasindaki amaç medrese ruhunu kökünden silip atmak ve yerine Bati Avrupa geleneginde bir üniversitenin merkezini olusturacagi bilim özgürlügünü getirmektir (Hirsch, 1985). Degisiklikler yalnizca Istanbul Üniversitesi ile sinirli kalmaz, Milli Egitim bakani da degisir (Öklem, 1973).
1946 yilinda ilk kez "Üniversiteler Kanunu" adiyla bir düzenleme yapilir (Hatiboglu, 2000). Bu düzenlemelerden sonra da Cumhuriyet hükümetleri ortalama on yilda bir üniversite yasasi çikararak degisiklikler yaparlar (Omay, 1990). Bu degisiklikler, dogal olarak, incelenen romanda izlenebilecek degisiklikler degildir.
Romanda, üniversite ve okullar odaginda egitim sistemi, üniversite basta olmak üzere okullarda ögretmenlik yapanlar ve ögrenciler elestirildigi için bu elestiriler üç grupta incelenebilir. Egitim sisteminin genel isleyisi ile ilgili elestiriler ilk grupta, hocalarla ilgili olanlar ikinci grupta, ögrencilerle ilgili olanlar ise üçüncü grupta degerlendirilebilir.
1.1. Egitim Sistemi, Okul Elestirisi
Bir Bilim Adaminin Romani'nda Türkiye'de üniversite kurulusu ile ilgili bilgi verilmektedir. 1944 yilinda Yüksek Mühendis Mektebi, Istanbul Teknik Üniversitesine dönüstürülür. Muallim muavini olarak Mühendis Mektebinde çalisan Mustafa Inan, Istanbul Üniversitesi'nde doçent olur. Gerekli alt yapi çalismalari yapilmadan, ögretim elemanlarinin yeterlilikleri göz önünde bulundurulmadan, bölümlerin sartlarinda herhangi bir degisiklik olmadan yalnizca okulun adi degistirilmis, üniversite yapilmistir. Mustafa Inan, Isviçre'de doktora yaparken sahip oldugu sartlara Türkiye'de doçent oldugu halde sahip degildir ve bu sartlarda çevresindekilere bilimsel çalisma yapmayi ögretmeye çalismaktadir. (s.18-19) Malche raporundan on yil sonrasinda raporda Darülfunun'la ilgili yer alan eksiklikler, Istanbul Teknik Üniversitesi için de geçerlidir. Derslerin pek çogu uygulamali olarak ve deneyler yapilarak anlatilmasi gerekirken daha çok teorik olarak, laboratuvar çalismalarina ve deneye yer verilmeden anlatilmaktadir. Söz konusu degisiklik kurumun adinin degismesinden ibaret kalir.
Romanda, anlatici Profesör, Mustafa Inan'la ayni zamanda yasayan bilim adamlarinin hayatlarini Mustafa Inan'in hayatiyla karsilastirir. Türkiye'de o dönemde yetisecek bilim adamlarini bekleyen zorluklar arasinda damdan düsmek, hoca dayagi yüzünden okuldan sogumak, hastalanmak ya da isgal yüzünden yasadigi yöreyi terk etmek vardir. Ancak Bati'daki bilim adamlari böyle zorluklar çekmemektedirler. Onlar kendilerine saglanan olanaklar sayesinde istedikleri biçimde çalismalarini sürdürmekte, yalnizca bilimsel çalismalarla degil sanatla da ilgilenmektedirler.
Profesöre göre okullarda bilim adamlarindan bahsedilmemesi bir eksikliktir. Profesör, çocuklarin Napolyon ya da Büyük Iskender olmaya özendirilmek yerine bilim adamlarina özendirilmesi gerektigini düsünmektedir. (s. 28)
Torpil ve adam kayirma olmadan islerin hallolmadigi düsüncesi yerlesmistir. Mustafa Inan'in babasi da oglunun torpili olmadigi için sinavlari kazanamayacagini düsünür. Mustafa Inan'in sinavlari kazanmasi, yalnizca çalisilarak da basarili olunabilecegini gösterir. (s. 44)
Romanda üniversitelerde akademik ilerlemenin nesnel kosullara bagli olmadigi ifade edilir. Akademisyenler yaptiklari çalismalar degerlendirilerek ilerlemezler, atama yoluyla akademik ilerlemeleri gerçeklestirir.
"Saçi ve sakali uzun olan -biraz uzun tabiî- sairler filozof saniliyordu: tarih, dil, sosyoloji gibi konularda biraz fikri olanlar -ya da fikri varmis gibi görünenler- bilgin olarak saygi görüyordu. Böyle bilginler de, biraz vakit geçince, artik olgunlasmistir düsüncesiyle hemen profesör yapiliyordu. Bilimsel asamalarin akademik bir çalisma sonunda, belirli bir düzeyde eserlerle geçilecegi hiç akla gelmiyordu. (s.75) Malche raporunda profesörlerin, ayni kurumda çalisan profesörlerin oylarina göre atanmasinin uygun olmadigi belirtilir (Özata, 2007). Mustafa Inan'in hocaligi döneminde bu uygulamanin sürdügü görülür.
Profesör, lise yillarinda alan seçimleri ile ilgili yanlisliklar yapildigini düsünmektedir. Çaliskan ögrencilerin, isteklerine ya da yeteneklerine bakmadan genellikle fen bölümlerini seçtigini, bu alanlardan mezun olan ögrencilerin de yine ayni biçimde mühendislige yöneldigini düsünmektedir. Profesör, mühendis olanlarin da serbest hayata atilip zengin olmayi seçtikleri için üniversitede kalanlarin hayattan korkan pisirik insanlar olarak degerlendirildiklerini düsünmektedir. (s.82-83) Üniversite asamasina gelmeden önce ögrencinin pek çok esitsizlige maruz kaldigi belirtilir. Kolejlerde ögrenim görenlerin yaninda dershanelerde yetisen ögrencilerle ekonomik gücü bunlardan ikisine de yetmeyen ögrenciler üniversitelere girmek için ugrasmaktadir.
1.2. Ögretmen Elestirisi
Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan'i merkeze yerlestirerek bilim adaminin tasimasi gereken özellikleri anlatir. Bilim adami olmakla ilgili yanlis algilara yer verir. Bilim adami olmak için asik suratli olmanin, gözlük kullanmanin ve koyu renk kiyafetler giymenin yeterli oldugunu zanneden pek çok insan oldugunu düsünen profesör, bilim adamlari içinde de bunlarin bilim adami olmak için yeterli oldugunu düsünenlerin bulundugunu ifade eder. (s.13)
Profesöre göre Mustafa Inan'in akademik hayati baslangicindan itibaren parlaktir. Mustafa Inan akademik anlamda pek çok ilki gerçeklestiren bir bilim adamidir, ancak onun en önemli özelligi ögretmen olusudur. Profesör, yalnizca akademik çalismalar yaparak bilim adami olunmadigini düsünür. Odasina kapanarak yalnizca kendi akademik kariyerini ilerletmek için çabalayanlar bilim adami olarak eksik kalirlar. Bilim adami ögrendiklerini çevresindekilerle paylasan, kendisinden sonra gelenlere yol gösteren kisidir. Bilim adami "ekol kurmak" zorundadir.
"Belki de bir gün insana ödül verirler bilime hizmet ettigi için.' Genç adama bakti: 'Mesela sana.' 'Efendim?' diye kendine geldi delikanli: 'Ne verirler?' 'Bilim hizmet ödülü.' Parmagini salladi: 'Ama odana kapanip kitaplara gömülmekle olmaz sadece, ekol de kuracaksin.' 'Sahi bu 'ekol kurmus'u anlatacaktiniz bana.' Orta yasli adam oturdugu siradan kalkti: bir süre konusmadan yürüdüler. 'Bilmem ki nasil anlatsam. Meselâ ben simdi sana bilim adami olmanin yararlarini açiklamaya çalisirken, belki de küçük çapta bir «ekol» kurmaya çalisiyorum ne dersin?' (s.17)
Mustafa Inan'in odasi akademik tartismalarin yapildigi, bu tartismalardan yeni arastirma konularinin çiktigi bir yerdir. Mustafa Inan, ögretmeyi ve ögrenmeyi seven biridir. Ögrencileri hoca olduktan sonra, onlardan yeni bir sey ögrenecegi zaman 'çocuk gibi' sevinir. (s.21) Profesöre göre Mustafa Inan'i diger bilim adamlarindan ayiran bu ögretme ve ögrenme istegidir. Onun ögretme heyecani ve ögrencilerinin basarilarina sevinmesinin anlatilmasi Mustafa Inan'in nasil bir insan oldugu sorusunun bir kismini yanitlar. Mustafa Inan, bildiklerini baskalariyla paylasmayi seven, ögrencilerinin kendisini geçmesinden korkmayan, ögrencilerinin basarilarina onlardan çok sevinen bir hocadir. Eserde hocalar arasinda bilgi paylasiminin olmamasinin üzerinde özellikle durulur. Hocalarin bazilarinin kendilerinden baskalarinin ilerlemesini istemedikleri ifade edilir. (s.21)
Mustafa Inan'in küçük yaslardan itibaren arkadaslarina anlamadiklari konularda yardim ettigi anlatilir. Mustafa Inan konulari anlatirken heyecan duymaktadir ve bu heyecani kendisini dinleyenlere aktarmaktadir. Özellikle konuyu anlatacagi kisinin "dilinden anlamasi" onlara nasil daha iyi ögretecegini bilmesi ile dikkat çeker. Mustafa Inan sinifta ders anlatirken ya da birine bir sey ögretirken karsisindaki kisinin hazir bulunusluk durumunu iyi degerlendirmekte ve ona göre anlatmaktadir. Profesör, ders anlatirken ögrencilerini sikan hocalarin kendilerinin de anlatirken sikildigini düsünmektedir. Ona göre ögretmen öncelikle kendisi anlattigi dersten zevk almalidir. (s.37)
Mustafa Inan parasiz yatili okuyabilmek için sinavlara girer ve kazanir. Bu durum, onun arkadaslarina daha fazla ögretmenlik yapmasini ve bu konuda kendini gelistirmesini saglar. O, Matematik dersinde arkadaslarinin soyut ifadeleri anlamakta güçlük çektigini, öncelikle soyut kavramlarin ögrenilmesi gerektigini düsünmektedir. Mustafa Inan, arkadaslarina ders anlatirken sorular sorar. (s. 44-45) Mustafa Inan çogu zaman sordugu sorulara kendisi cevap verse de soru-cevap teknigini ögretmenlik yasami boyunca kullanir.
Mustafa Inan'in ögrencilere daha anlasilir bir dille problemleri anlatabilmesi üniversitedeki hocalarindan önce ortaokul ve lise ögretmenleri tarafindan fark edilir. Matematik gibi derslerde ögretmenler gerekli gördükleri yerlerde bazi sorulari bir kere de Mustafa'nin anlatmasini isterler. Bu derslerde Mustafa Inan, sinifta ögretmen gibi davranir, dersin ögretmeninin varligini unutur. (s. 52) Kozmografya kitabi yazari Oguz Atay, romanda kendisinin de verdigi bir dersi örnek olarak gösterir. Bazi hocalarin ögrencilerden sinavlarda bütün kitabi ezberlemelerini bekledigini, ancak bunun yerine ögrencilerin kopya çekmeyi tercih ettigini belirtir. Her dersin bir anlatma yönteminin oldugu ve bu yöntemin Mustafa Inan tarafindan bilindigi dile getirilir. (s.55)
Mustafa Inan, bir seminer için kendisinden yardim isteyen ögrencisi Esin Inan'a bu seminerde amacinin egriyi çizmek olmadigini, egriyi çizmekle ne yarar saglanacagini göstermesi gerektigini söyler. (s. 57) Seminer hazirlamak ve bilim adamlarinin buna alismasini saglamak Mustafa Inan için çok önemlidir. Bilgiyi paylasmaktan yana olan Inan, çalisilan her konuda seminer hazirlanmasi için ögrencilerini tesvik eder. Her bahar yariyilinda yapilan, Mustafa Inan'in çok önem verdigi "Tatbiki Mekanik Seminerleri" onun ölümünden sonra Istanbul Teknik Üniversiteliler tarafindan "Mustafa Inan Tatbiki Mekanik Seminerleri" biçiminde adlandirilir (Inan, 2008).
Mustafa Inan derslerde anlatilan konularin ögrenilmesinin yararlarinin ögrencilere gösterilmesi gerektigini düsünmektedir. Daha ögrenciyken ögrencilere verilen cezalarla ilgili olarak ögretmenlerine düsüncelerini anlatmakta ve ögretmenlerin cezalari affetmesini saglamaktadir. Bir tören dönüsü ögrencilerden birine elbiselerini çikartma cezasi veren ögretmen de bu cezadan Mustafa Inan'in söyledikleriyle vazgeçer. (s. 60)
Mustafa Inan daha ortaokuldayken ögretmen olmaya karar vermis ve kendisini buna göre yetistirmistir. Ömrü boyunca disariya is yaparak daha rahat yasama sansi varken yalnizca hocalik yapmayi sürdürür, ancak ekonomik olarak sikinti çeker. (s. 62) Mustafa Inan'in asistani, hocasina nasil ders anlatacagini sorar. Mustafa Inan, ögrencisine yillardir bildigi kendi kendine uyguladigi yöntemlerle nasil dogru ders anlatacagini açiklar. O dönemde mühendislik doktorasini yapmis, derse girecek hocalarin ders anlatimiyla ile ilgili bilgilerinin olmamasi ilgi çekicidir. Alaniyla ilgili en iyi biçimde ögrenimini sürdüren hocaya sinifta nasil ders anlatacaginin bilgisinin verilmedigi anlasilmaktadir. Günümüzde doktora egitimi sirasinda ögrencilere ögretmenlikle ilgili bir ders verilmektedir. O güne kadar ögretmenlik meslegiyle ilgili akademik bilgi almayan doktorantlarin bir dersle sinifta nasil ders anlatacaklari hakkinda düsüncelerinin olmasi beklenmektedir. Esin Inan, hocasinin ders anlatma konusunda söylediklerini ise asagidaki sözlerle aktarir.
"Rastgele yapamazsiniz bu isi,' derdi. 'Karsinizdaki ögrencinin karni agriyabilir, cani sikilabilir, ders dinlemek istemeyebilir, dalar gider, siniftan kopar. Bu duruma izin verirsen bir numarali suçlu sen olursun. Sen tahtada o çocuk ile bilgi arasindaki köprüsün. Onu alacaksin, baska yollara gitmesine izin vermeden bilimin, bilginin güzelligini hissettirerek o köprüden geçireceksin. Bunu yapabilirsen iste o çocuk tattigi lezzeti hep almak isteyecektir. Bunu yapabilmek için kendin konuyu çok iyi bileceksin. Yanina not, kitap almayacaksin, ögrencinle arana tahta ve tebesirden baska bir sey sokmayacaksin" (Inan, 2008, 73).
Esin Inan'in aktardiklarindan da anlasildigini üzere Mustafa Inan, ders anlatirken çogunlukla anlatim teknigi kullanan bir hoca oldugu halde siniftaki her ögrencisinin derse olan ilgisini üst seviyede tutmaya çalismaktadir. Ögrencinin pek çok nedenle derse olan ilgisinin azaldigi durumlarda hocanin görevinin o dersi daha çok ilgi çekici hale getirmek oldugunu düsünmektedir. Egitim Fakülteleri'nde Ögretim Ilke ve Yöntemleri derslerinde etkili ve verimli ders anlatmanin yollari ögretilmektedir. Burada ögretmen adaylarina ögrencileriyle göz temasi kurmalari gerektigi, anlatilan konuyu merak etmelerini saglamalari gerektigi ve ders içerisinde farkli yollarla ögrencinin ilgisini konunun üzerinde tutmalari gerektigi ögretilmektedir. Mustafa Inan, asistanlarina, hoca olacak ögrencilerine bu dersin içerigine uygun önerilerde bulunmaktadir.
Mustafa Inan'in ögrenciligi döneminde de derslerini ögrencilerine anlattiran, yeri geldiginde gerekli düzeltmeleri yapacagini söyleyerek dersi ögrencilerine teslim eden ögretmenler vardir. (s.72-73)
Mustafa Inan'a ders veren hocalar arasinda ögrencilerine sirti dönük olarak sürekli tahtada ders anlatan hocalar bulunmaktadir. (s.85) Bu hocalardan bazilarinin yazdigi okunmamakta, söyledikleri ise zor duyulmaktadir. Profesöre göre bu tip hocalar, ögrenciye sirtlarini döndükleri için onlarin anlatilanlarin ne kadarini anladiklarini fark edemezler. (s.86) Hocalar ögrencilerinin konuyla ne kadar ilgilendikleriyle ya da konuyu anlayip anlamadiklariyla ilgili fikir sahibi olmadan ders anlatirlar.
Mustafa Inan, hocanin "dagilmadan" anlatacagi dersi düsünmesi gerektigini, sinifta hocaya kimsenin karisamayacagini ancak geç kalan ögrencilerin dersi bölebileceklerini söyler. (s.125) Hoca, asistanlarinin doktora tezi, sinavlar, doçentlik tezi, sonra yine sinavlarla birlikte maddi olarak da sikildiklarini düsünmektedir. (s. 125-126)
Mustafa Inan, derslerinde ögrencilerinin matematik bilgilerinin yetersiz oldugunu gördügü yerlerde matematikteki konulardan da söz eder. Onun için ögrencinin seviyesi, hazir bulunuslugu önemlidir. Anlatici profesöre göre bazi hocalar ögrencilerin dersle ilgili önceki bilgileriyle ilgilenmezler, kendi anlatacaklarini teorik olarak anlatirlar ve teorinin disina çikamazlar. (s. 127)
Profesöre göre Mustafa Inan, ihtirasi olmayan biri degildir. Hoca olmak istemesinin nedeni insanlari degistirmek, dogru bildigi biçimlere sokmak istemesidir. Ancak Mustafa Inan, ne insanlari ne de kurumlari düzeltmek ister, o iyi olmayan her seyden kurtulmak ister. (s. 137) Ayni zamanda Mustafa Inan, tartismayi sevmeyen, ögrencileri karsisina alip bildiklerini anlatmak isteyen biridir. Derslerinde de bu yüzden anlatim teknigini kullanir ve sinifta bu anlatimi bozacak hiçbir seyin olmasini istemez. Anlatimi bozuldugu için derse geç kalanlara sinirlenir.2 (s. 138)
Profesör, üniversitede kapali sistem içinde yetisen ögrencilerin, hocalarini efsanelestirdigini, hocalarin da yari tanri biçiminde dolastiklarini, her zaman asik suratli olduklarini hiç gülmediklerini, gülmenin doktora sonrasinda unutulan bir eylem oldugunu ifade eder. (s.170, 171) Mustafa Inan, ögrencilerinin sorunlariyla ders disinda ilgilenen bir hoca, rektör oldugu için ögrencileri tarafindan çok tanrili hocalar sisteminin Zeus'u konumuna getirilir, baska insanlar gibi gülüp eglenebilecegi bile düsünülmez. (s.172)
Romanda bilimin ne oldugu ve bilim adami olmakla ilgili olarak getirilen elestiriler dikkate degerdir. "Bilim"e bakis sorgulanir, bilim dünyasinda çalisan insanlarin "bilim" algilarina dikkat çekilir. Bilimin, bu isi yapanlar tarafindan geçilecek sinavlara indirgendigi, alinacak unvanlar için bilimsel çalismalarin bir kenara birakildigi belirtilir. Bilimsel çalismalardan ziyade iliskilerin ön planda oldugu, akademik çalisma yapan kisilerin kadro alabilmek için kendilerine kadro verecek kisilerle iyi iliskiler kurmaya çalistiklari vurgulanir. Alan seçiminin dahi bos kadro olup olmamasina göre yapildigi, bilime hizmetin göz önünde tutulmadigi ifade edilir. Kadro alabilme endisesiyle bilim adamlarinin "bilim"den baska seylerle ugrasmak durumunda kaldigi, hatta bu kadrolarin bilimsel çalismalardan baska kosullari saglamakla alindigi belirtilir. Bilimsel olarak alinmaya hak kazanilan kadrolarin baska nedenler göz önünde bulundurularak verilmeyecegi, iyi iliskileriniz yoksa kadro onaylarinizin bekletilebilecegi ifade edilir. (s.176-177)
Profesöre göre, kurulu düzenin sürmesinin nedeni kendileri profesör oluncaya kadar hocalarindan eziyet gören hocalarin kendilerinden sonrakilerin de ayni yollardan geçmesini istemeleridir.
"Bu dünyanin düzeni bizim gibi olanlara göre ayarlanir. Biz de zamaninda profesörün çantasini tasimistik, paltosunu tutmustuk, kitaplarini, makalelerini temize çekmistik. Simdi yorulduk artik: Paltomuzu tutacak, çantamizi tasiyacak genç asistanlara ihtiyacimiz var." (s.178)
Profesör, iyi hocalarin ayni zamanda iyi ögrenciler yetistirmeleri gerektigini, hocalari ögrencilerinin yasatacagini düsünmektedir. Ona göre Sokrates de ögrencisi Platon sayesinde ölümsüzler arasinda yer almistir. Burada üniversitedeki bilim adamlarinin bilimsel çalismalarinin yaninda ögrenci yetistirmeleri gerektigi vurgulanir. Hocayi yasatacak olan kendisi gibi akademik anlamda ilerlemis ögrencileridir.
"Iyi hocalarin kendileri gibi çok esasli ögrencileri olmali ki, Mustafa Hoca efsaneleri hiç unutulmasin. Biliyorsun Sokrates de ancak Platon gibi bir ögrencisi oldugu için ölmezler arasinda yer aldi." (s.208)
Bir Bilim Adaminin Romani'nda üniversite hocalari, teorinin disina çikmadiklari, uygulama ve deneye yer vermedikleri, kendi akademik kariyerlerine odaklanip yalnizca bilimsel çalisma yapip ögrenci yetistirmedikleri, ögrencinin hazir bulunusluklari ile ilgilenmedikleri, sirtlari ögrenciye dönük bir biçimde ve ögretmen merkezli ders anlattiklari için elestirilirler. Mustafa Inan da derslerini ögretmen merkezli anlatmaktadir ancak o ögrencilerini deney yapmaya ve seminer hazirlamaya yönlendirir, ders anlatirken duydugu heyecani ögrencilerine de aktarir ve ögrencinin ilgisini derste tutmayi basarir. Mustafa Inan, ders vermeyi her zaman ciddiye alan bir hocadir ve hasta oldugu bir günde okula gitmemesini söyleyen esine 'Bu is sakaya gelmez, bir mühendisi iyi yetistirmezsek, sonra felâketlerle karsilasiriz; yapilar çöker, sakasi yok bunun.' der. (s.237)
1.3. Ögrenci Elestirisi
Fen Fakültesi sinav sonuçlarini ögrenmeye gelen delikanlinin kapilarin üzerindeki isimliklere bakarak profesör olmanin uzak ve düsünülmesi zor bir gelecekte oldugu kanaatine varmasi dikkate degerdir. Fen Fakülteleri bilim adami yetistirmek üzere ögrenci alan fakülteler olmasina karsin, bu fakülteyi kazanan herhangi bir ögrenci için ilk amaç üniversitede kalip arastirmalar yapmak ve akademik olarak ilerlemek degildir. Bu fakülteleri kazanan ögrenciler bilim adami olmak için buralara kayit yaptirmazlar. Onlar da bitirdiklerinde yapabilecekleri bir meslekleri olmasini ve giderlerini karsilamak için para kazanabilecekleri bir is sahibi olmayi isterler.
"Kapilardaki yazilara bakti: sari madenler üzerinde profesörler. Çok uzak ve düsünülmesi zor bir gelecek." (s.12)
Profesör, üniversite tercihinin nasil yapildigina dair düsüncelerini söylerken, üniversiteye gelenlerin çogunun kazançli bir is sahibi olmayi önemsediklerini, yapacaklari isten çok, kazanacaklari parayi düsündüklerini ifade eder. Mustafa Inan'in hayatini dinleyen ögrenci üniversitenin yaptigi sinavi kazanmis ancak hangi fakülteye kayit yaptiracagina karar verememistir. Henüz merkezi sinav sisteminin uygulanmadigi bu dönemde ögrenci her üniversitenin kendi yaptigi sinavina girmekte ve bundan sonra istedigi fakülteyi tercih etmektedir. Anlatici, bu tercihlerde kayit olunacak bölümün özelliklerinden çok, kazanilacak parayla ilgilenilmesini elestirir. Profesöre göre para kazanmak için üniversitede okumaya gerek yoktur; insan memlekette dükkân açarak da para kazanabilir. (s.13)
Profesör, üniversite ögrencilerinin derslere ve hayata yaklasimlarini elestirir. Üniversite ögrencilerinin çalismadiklarini, formülleri ezberleyip daha önceki sinav sorularini ögrendiklerini ve sinav sonunda unuttuklarini söyler. Ona göre ögrencilerin formüllerin arkasindaki matematikçiyi ögrenmek istememelerinin yaninda bu onlara ögretilmemektedir. Okullarda formüllerin arkasindaki baglantilar ögretilmemektedir. (s.67, 70)
"Türkiye'de hukuk ögrenimim sirasinda profesörlerimizin kürsüden anlattiklarini olabildigince not eder, kimi profesörlerin yayinladiklari ders notlarini da alir, sinavlara gerek bunlardan gerek kendi notlarimizdan yararlanarak, daha dogrusu, bunlardaki bilgileri ezberleyerek hazirlanirdik.
Avrupa'da ise profesörlerden çogunun ders kitabi yoktu, onlar bizlere kaynak kitap olarak, baskalarinca yayinlanmis olan genis boyutlu yapitlarin adlarini yazdirirlar, verdikleri dersleri o yapitlarin içinden ayrintili biçimde ögrenmemizi, özellikle kendi düsüncelerimizle birlikte degerlendirmemizi isterlerdi." (Velidedeoglu, 1990,9)
Mustafa Inan çogu ögrencisi için diger hocalarla iletisim kurma yolu anlamina gelmektedir. Ögrenciler diger hocalara ulasamadiklari için Mustafa Inan'a basvurmaktadirlar.
"Ögrenciler çogu zaman 'ilim' için degil, 'idare' ile ilgili olarak hocaya basvuruyorlardi. Aman hocam diyorlardi, su dersin hocasina deyin de idare etsin bizi, durmadan sinifta birakiyor. Mustafa Inan da bir gün dayanamadi, çünkü en iyi ögrencisi, 20 üzerinden 9 alarak kalmisti. Mustafa Inan eski hocasina durumu anlatti; hoca da sevdigi ögrencisi Mustafa Inan'i gücendirmek istemedi; biraz söylendi, biraz homurdandi, ama sonunda bu ögrenciyi hem de 20 üzerinden 9 alan herkesi birden geçirdi. Eski hocalara dünyanin degismekte oldugunu, ögrencinin basarisizligindan biraz da kendilerini sorumlu tutmak gerektigini anlatabilmek kolay degildi. Onlara düzen degisikliginden filân bahsetmek mümkün müydü?" (s.222)
Romanda Mustafa Inan'in hayatini dinleyen ögrenci ne yapacagini bilememektedir. Roman boyunca ögrencilik-hocalik-üniversite ile ilgili yapilan bütün elestiriler Mustafa Inan'in kendi hayatini dinleyen gençle konusmasi olarak düzenlenmistir. Burada egitim sisteminin nasil basari odakli, sinav geçme odakli bir sistem oldugu, ögrencilerin kendileri daha az yoracak yöntemler aradiklari, hocalarin kendilerinden baska kimsenin ilerlemesini istemedikleri anlatilir. (262-268)
Sonuç
Bir Bilim Adaminin Romani'nda yüksek ögretimde okullasma üzerine ciddi elestiriler vardir. Bu yüzden eserde altyapi çalismasi yapilmadan üniversite açilmasi elestirilir. Gerekli sartlar saglanamadan açilan okullarda uygulamali ve deneye dayali olarak yapilmasi gereken derslerin anlatima dayali olarak yapildigi, vurgulanir. Bilim adami olarak yetisecek kisilerin geçim sikintisi, saglik sorunlari gibi nedenlerle bilim adami olacaklari yaslara gelemeden kaybolduklari belirtilir. Ögrencilerin bilim adami olmaya, bilime hizmet etmeye özendirilecekleri yerde kumandan, imparator, lider olmaya özendirilmeleri elestirilir. Torpili olmayan insanlarin basarili olamayacaklari düsüncesine sahip insanlarin varligina dikkat çekilir. Akademik ilerlemenin nesnel kosullara bagli olmamasi elestirilir. Meslek seçiminin ilgi ve yeteneklere göre degil mezun olundugunda saglanilacak kazanca göre yapildigi ögrencilerin dogru yönlendirilmedigi vurgulanir.
Bir Bilim Adaminin Romani'nda en çok elestiri hocalara yöneltilir. Bilim adami olarak hocalarin en önemli görevlerinin iyi ögrenciler yetistirmek oldugu, iyi bir hocanin, ögrencisinin basarilarina sevinmesi gerektigi belirtilir. Bilim adami olmak için gerekli sartlara sahip olmayanlarin, ciddi bir yüz ifadesi ve gözlük kullanarak kendilerini bilim adami gibi göstermeye çalismalari elestirilir. Hocalarin, ders anlatirken ögrencilerinin daha önceki bilgilerini dikkate almalari gerektigi, ögrencinin daha iyi anlamasi için dogru düzeyde örnekler verilmesi gerektigi ifade edilir. Ders anlatan hocanin görevleri arasinda dersi zevkli hale getirmek de bulunur. Anlattiklari dersten zevk almayanlarin iyi ders anlatamayacaklari vurgulanir. Hocalarin önerdikleri kitaplardaki bilgileri sinavlarda ayni biçimde istemelerinin ögrenciyi sinava endeksli çalismaya ve ezberlemeye yönelttigi ifade edilir. Hocalarin nasil ders anlatacaklarini önceden planlamalari gerektigi, hazirlik yapmadan derse girilmemesi gerektigi, ayni ses tonuyla ve sürekli ayni konumda bulunarak ders anlatmanin dersi sikici hale getirdigi belirtilir. Bilimin bilgiyi paylasarak ilerletilebilecegi vurgulanir. Bilgisini paylasmayan, baskalarinin kendi bildiklerini ögrenmesini istemeyen bilim adamlarinin yalnizca kendilerine hizmet ettikleri ifade edilir. Romanda Mustafa Inan, ögrencilerinin basarisiyla sevinen, çevresindeki akademisyenlerin ilerlemeleriyle mutlu olan, onlarla bildiklerini paylasmaktan çekinmeyen bir bilim adami ve çok iyi ders anlatan bir hoca olarak çizilir. Mustafa Inan, çevresindeki kötü örneklere ragmen iyi bir ögretmendir.
Bir Bilim Adaminin Romani'nda ögrenciler sinav odakli çalismalari, sinavda çikmayacak bilgiye deger vermemeleri, kisa yoldan daha fazla para kazanmanin yollarini aramalari nedeniyle elestirilirler. Ancak ögrenciler en az elestirilen gruptur. Eserde daha çok ögrencilerin daha kolayci davranmalarina neden olan sinav sistemi ve onlari yetistirirken sorumluluklarini tam olarak yerine getirmeyen bilim adamlari ön plana çikarilir.
Bu inceleme göstermektedir ki bir belgesel eser, bir biyografi veya kurmaca bir eser olarak roman yalnizca kendi türüne iliskin ögeler içermez. Yazarin, anlaticinin ve kahramanin nitelikleri ve niyetleri çerçevesinde dönemin çesitli sorunlarina yönelik tespit, çözümleme, elestiri ve çözüm önerileri de yer alir. Bir Bilim Adaminin Romani adli eser iste bu baglamda akademik kimlik, akademik etik ve akademik kurumlar üzerine elestirel biçimde odaklanan bir siyasetname olarak da görülebilir.
1 Oguz Atay, Bir Bilim Adaminin Romani , Iletisim Yayinlari, Istanbul, 2000, 12. Baski, 270s. (Incelemede bu baski esas alinmistir ve sayfa numaralari parantez içinde gösterilmistir.)
2 Bu durum babasinin dersini izlemeye giden Hüseyin Inan'in da dikkatini çeker. Hüseyin Inan, "Babam Mustafa Inan", Bilgiye Yatirim Birlikteligin Gücü, ITÜ Mustafa Inan Kütüphanesi, 2008, s.76.
KAYNAKLAR
Aras, N. K., Dölen E., Bahadir O., (Ed.), (2007). Türkiye'de Üniversite Anlayisinin Gelisimi. Ankara: Tüba.
Atay, Oguz, ( 2000). Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan. Istanbul: Iletisim.
Berkem, A. R, Aras, N. K., (2007). Modern Üniversite Çaginin Türkiye'de Baslamasi. N. K. Aras, E. Dölen, O. Bahadir (Ed.), Türkiye'de Üniversite Anlayisinin Gelisimi. (s.17-18). Ankara: Tüba.
Çetisli, Ismail, (2004). Metin Tahlillerine Giris/2. Ankara: Akçag.
Ecevit, Yildiz, (2009). "Ben Burdayim" Oguz Atay'in Biyografik ve Kurmaca Dünyasi. Istanbul: Iletisim.
Hatiboglu, M. Tahir, (2000). Türkiye Üniversite Tarihi. Ankara: Selvi.
Hirsch, Ernst E., (1985). Hâtiralarim. Ankara: Türkiye Is Bankasi.
Ileri, Selim, (2008). Bir Bilim Adaminin Romani Degil. Oguz Atay'a Armagan Türk Edebiyatinin "Oyun/Bozan"i içinde (s.184-186). Istanbul: Iletisim.
Inan, E., (2008). Bir Bilim Sanatçisi: Mustafa Inan. Bilgiye Yatirim Birlikteligin Gücü içinde, (s. 64- 74). Istanbul: Istanbul Teknik Üniversitesi.
Inan, E., Ince S., Kaygusuz, A., (2008). (Yay. Haz.) Bilgiye Yatirim Birlikteligin Gücü. Istanbul: Istanbul Teknik Üniversitesi.
Inan, H. (2008). Babam Mustafa Inan. Bilgiye Yatirim Birlikteligin Gücü içinde, (s. 75-79). Istanbul: Istanbul Teknik Üniversitesi.
Inci, Handan, (2008). (Haz.), Oguz Atay'a Armagan Türk Edebiyatinin "Oyun/Bozan"i. Istanbul: Iletisim.
Inci, Handan-Türker, Elif (2009). ( Haz.) Oguz Atay Için Bir Sempozyum. Istanbul: Iletisim.
Omay, E., (1990). Üniversitenin Toplum Yapisindaki Yeri. Yüksekögretimde Sorunlar ve Çözümleri içinde (s.17-29). Istanbul: Can.
Öklem, Necdet, (1973). Atatürk Döneminde Darülfunun Reformu. Izmir: Ege Üniversitesi.
Özata, Metin, (2007). Atatürk Bilim ve Üniversite. Ankara: Tübitak.
Öztürk, Nurettin, (2006). Roman ve Otobiyografi. Akademi Günlügü Toplumsal Arastirmalar Dergisi, Bahar, Cilt 1, Sayi:2, 57-87.
Saylan Türkan, Üskül Zafer (Yay. Kur.) (1990). Yüksekögretimde Sorunlar ve Çözümleri. Istanbul: Can.
Sheridan R. A. A., (2009). Oguz Atay'da Okurluk Halleri. Oguz Atay Için Bir Sempozyum içinde (s.127-138). Istanbul: Iletisim.
Velidedeoglu, H. V., (1990). Gerçek Üniversite ve Medrese. Yüksekögretimde Sorunlar ve Çözümleri içinde (s.13-16). Istanbul: Can.
Widmann, Horst, (1999). Atatürk ve Üniversite Reformu. Istanbul: Kabalci.
Yavuz, Hilmi, (2008). Biyografik Roman ve Nesnel Gerçeklik: Bir Bilim Adaminin Romani. Oguz Atay'a Armagan Türk Edebiyatinin "Oyun/Bozan"i. içinde (s.181-183). Istanbul: Iletisim.
You have requested "on-the-fly" machine translation of selected content from our databases. This functionality is provided solely for your convenience and is in no way intended to replace human translation. Show full disclaimer
Neither ProQuest nor its licensors make any representations or warranties with respect to the translations. The translations are automatically generated "AS IS" and "AS AVAILABLE" and are not retained in our systems. PROQUEST AND ITS LICENSORS SPECIFICALLY DISCLAIM ANY AND ALL EXPRESS OR IMPLIED WARRANTIES, INCLUDING WITHOUT LIMITATION, ANY WARRANTIES FOR AVAILABILITY, ACCURACY, TIMELINESS, COMPLETENESS, NON-INFRINGMENT, MERCHANTABILITY OR FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE. Your use of the translations is subject to all use restrictions contained in your Electronic Products License Agreement and by using the translation functionality you agree to forgo any and all claims against ProQuest or its licensors for your use of the translation functionality and any output derived there from. Hide full disclaimer
Copyright Bartin University, Faculty of Education Summer 2013
Abstract
Bir Bilim Adaminin Romani Mustafa Inan has a unique place among OguzAtay's works. The book written a biographical novel form describes the life of Mustafa Inan. The aim of this study is to identify the reflections of education problems of his era in the novel and determine the position of these problems in Mustafa Inan's life. Novel of a Scientistreflects the exact changes in university education in Mustafa Inan's life and the time in which the novel was wri tten. In this study it is concluded thatnew universities should not be established unless necessary preparations aremade,turning the existing schools into universities cannot transform academic life and changing the school names does not improve the mentality of scientific studies; it is also concluded that in addition to making publications and carrying outscientific studies, scientists have the task of raising new scientists after themselves. [PUBLICATION ABSTRACT]
You have requested "on-the-fly" machine translation of selected content from our databases. This functionality is provided solely for your convenience and is in no way intended to replace human translation. Show full disclaimer
Neither ProQuest nor its licensors make any representations or warranties with respect to the translations. The translations are automatically generated "AS IS" and "AS AVAILABLE" and are not retained in our systems. PROQUEST AND ITS LICENSORS SPECIFICALLY DISCLAIM ANY AND ALL EXPRESS OR IMPLIED WARRANTIES, INCLUDING WITHOUT LIMITATION, ANY WARRANTIES FOR AVAILABILITY, ACCURACY, TIMELINESS, COMPLETENESS, NON-INFRINGMENT, MERCHANTABILITY OR FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE. Your use of the translations is subject to all use restrictions contained in your Electronic Products License Agreement and by using the translation functionality you agree to forgo any and all claims against ProQuest or its licensors for your use of the translation functionality and any output derived there from. Hide full disclaimer




