Content area
Abstract
Edebiyat araştırmalarında eleştirinin bir tür olarak kavranması, modern sanat düşüncesiyle birlikte olmuştur. Modern sanat düşüncesinin öncesinde ise bir tür olarak eleştiriden söz edilemese de bir eleştiri yaklaşımından söz edilebilir. Cumhuriyet dönemine kadar Türk edebiyatında şiir eleştirisi yaklaşımının şiir üretimindeki etkisi bu tezin temel konusu olarak belirlenmiştir. Divan şiirinde eleştiri, büyük ölçüde belagat ilminin çerçevesinde ele alınarak şairin hünerini açığa çıkarmak için bir rol üstlenmiştir. Şairi merkeze alan bu eleştiri yaklaşımı, hem yeni yetişmekte olan şairlere model sunarak divan şiirinin bir gelenek olma vasfını kazanmasında etkili olmuş hem de haminin hangi şairi himayesine alacağı konusunda iyi seçimler yapabilmesine olanak sağlamıştır. On sekizinci yüzyılda ise değişen dünya algısına paralel bir şekilde şiirde temsil edilen ilahi gerçek yerini yavaş yavaş gerçekçilik algısına bırakmaya başlamıştır. Divan şiirinde belagat ilmine yaslanan eleştiri geleneği, Tanzimat döneminde “edebiyat-ı sahiha” anlayışına göre yeniden şekillendirilmiş; Servet-i Fünûn dönemi şairleri de yeniden işlevsel kılınan bu belagat sistemine büyük ölçüde sadık kalmışlardır. II. Meşrutiyetin, ilanından sonra ise değişen siyasi atmosfer, edebiyatın yeniden tanımlanmasına yol açmıştır. Bu dönemin eleştiri yaklaşımında Tanzimat sonrası eleştirisinde olduğu gibi öncelikle inşası hedeflenen edebiyatın programı ortaya konmuş, daha sonra bu programın paradigmalarına uygunluk esasına göre “başarılı” şair belirlenmiştir. Dolayısıyla şiir üretiminin belirli kurallara yaslanması ve belirlenen kurallara uygun 244 nitelikte şiir yazan şairlerin başarılı addedilmesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e değin süren eleştiri yaklaşımının yapısal olarak sürdüğünü ancak eleştiriye konu edilen kavramların farklı anlamlar kazandığını göstermektedir.





